Connect with us
30Agustos

Sağlık

Sezaryen doğum sonrası nelere dikkat edilmeli?

Büyük Anadolu Hastaneleri Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Esra Nur Özgür, sezaryen doğum yapan annelerin hastane sonrası evinde dikkat etmesi konular hakkında önemli bilgiler verdi.

Published

on

Doğum bittikten sonra da sezeryan doğumla ilgili dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi veren Büyük Anadolu Hastaneleri Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Esra Nur Özgür, “Kucağınızda bebeğinizle eve dönüyorsunuz, özellikle ilk birkaç gün çok önemlidir,9 aylık gebelik döneminde vücudunuzda önemli değişiklikler olur ve bu değişikliklerin normale dönmesi 4-6 haftayı bulabilir.

Sezaryen sonrası iyileşme sürecinde rahatsızlık ve yorgunluk hissetmeniz normaldir.

Yavaştan alın. İlk 7 gün mümkün olduğunca dinlenin. Bebeğiniz ve sizinle ilgili her şeyi kolayca erişebileceğiniz yerlerde tutun. İlk birkaç hafta, çömelmekten ve bebeğinizden daha ağır bir şey kaldırmaktan kaçının. 

Yürüyüş ve korse kullanımı

İkinci haftadan itibaren günlük yarım saatlik yürüyüşler yapılabilir. Karın kaslarını kuvvetlendirici egzersizlere Sezaryenden en az 4-6 hafta sonra başlanmalıdır.
• Karnınızı destekleyin. Yürürken ve otururken düzgün bir pozisyon kullanın. Öksürme, hapşırma ve gülme gibi hareketler sırasında karnınızı tutun. Emzirirken ekstra destek için rulo havlu veya yastık kullanın.
• Korse kullanımı çok önerilmemekle beraber 3. Günden sonra günde 4-6 saati geçmeyecek şekilde kullanılabilir. Uzun süre korse kullanımı karın ve bel kaslarınızı zayıflatacaktır.

Emziren kadınlar için ağrı kesici ilaçlar

• Çok su tüketin. Doğum ve emzirme sırasında kaybettiğiniz suyu geri kazanmak ve kabızlığı önlemek amacıyla bol sıvı tüketin. 
Spinal anestezi sonrası oluşabilecek baş ağrısını engellemek için ilk birkaç gün günde 2-3 fincan nescafe içebilirsiniz.
• İhtiyacınız olduğunda ilaç kullanın. Sağlık kuruluşunuz size parasetamol veya diğer ağrı kesici türde ilaçlar önerebilir. Çoğu ağrı kesici ilaçlar emziren kadınlar için uygundur. Spinal veya epidural anestezi uygulanan hastalarda kafeinli ağrı kesiciler kullanılabilir.

Sezaryen dikişleri kendiliğinden iyileşir, alınmaz, kuru ve temiz tutulması önemlidir. Dikişlerin etrafında uzunca bir süre hissizlik olması normaldir. Sezaryen sonrası 3. gün ayakta duş şeklinde duş alabilirsiniz. İlk duşu yaptıktan sonra ıslanacağı için, yara yeri üzerini örten bandaj açılmalıdır.

Duş öncesi ve sonrası neler yapılmalı

Duş sonrası temiz bir bezle hafifçe dokunarak veya fönle yara yeri kurutulmalıdır. Ardından batticon ile basitçe gazlı bezle pansuman yapılabilir. Yara yerinin üzeri daha çabuk iyileşmesi için açık ve kuru tutulmalıdır. Dikişlerden gelen hafif sızıntıları önlemek ve terden korumak için bant kullanmadan yara yeri üzeri hafifçe gazlı bezle örtülebilir.

Tekrar duş alacağınızda yara yeri üzeri açık kalabilir, örtülmesine gerek yoktur. Yaklaşık 1 hafta bu şekilde bakım yeterlidir. 1 hafta sonra yara yeri iyileşmesi için önerilen kremleri kullanabilirsiniz.

Doğum Sonrası Emzirme ve Meme Bakımı 

Sezaryen kesiklerinizi enfeksiyon işaretlerine karşı inceleyin. Eğer aşağıdakileri yaşarsanız sağlık kuruluşunuz ile konuşun :
• Kesikler kırmızı, şişkin veya akıntılı ise
• 38 dereceden fazla ateş
• Kesik bölgesinde artan acı veya ağrı hissediyorsanız

Sezaryenden hemen sonra emzirmeye başlayabilirsiniz. Rahatsızlığınızı azaltmak için bebeğinizi tutarken, kesinin üstüne bir yastık yerleştirebilirsiniz. Hekiminiz gerekli ilaçları taburculuğunuz esnasında reçete edecektir. Gerekli durumlarda yazılan antibiyotik, ağı kesici ve kan ilaçlarınızı düzenli kullanın.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Kepçe kulak sorunu çocukların psikolojisini etkiliyor

Büyük Anadolu Hastaneleri KBB ve Baş-Boyun Cerrahisi Dr. Öğr. Üyesi Harun Küçük, çocuklarda travmalara ve özgüven problemlerine neden olan kepçe kulak sorunun tedavisinin mümkün olduğunu söyledi.

Published

on

Halk arasında kepçe kulak olarak anılan dış kulak deformitesi en sık görülen kulak şekil bozukluğu olduğunu belirten Büyük Anadolu Hastaneleri KBB ve Baş-Boyun Cerrahisi Dr. Öğr. Üyesi Harun Küçük, “Kepçe kulak sorunu çocuklarda sıklıkla görülen problemlerden birisidir. Kepçe kulak, kulak ile kafa arasındaki açının normalden daha fazla olmasından kaynaklanır. Sağlık açısından herhangi bir problem oluşturmuyor fakat sosyal çevrede çok ciddi sorunlar oluşturabiliyor. Özellikle çocuklar arasında bu problem farkında olmadan çocukları kırabiliyor, incitebiliyor. Bu da psikolojik olarak çocukta sorunlar oluşturabiliyor. 

ÖZGÜVEN PROBLEMİ OLUŞTURUYOR

Kepçe kulak görünümü özellikle okul çağındaki çocuklarda travmalara ve özgüven problemleri oluşturabiliyor. 

Psikolojik değişim ve gelişimin yaşandığı çağlarda estetik görünüm, çocuklar için büyük bir sosyal sorun olarak karşısına çıkıyor. Bu sorunu yaşayan çocuklar arkadaşları tarafından belli bir dönem alay konusu olmakta, çocuğun psikolojisinde telafisi zor kalıcı izlerin oluşmasına neden olmaktadır. Kepçe kulak sorununun tedavisi cerrahidir. Aileler çocukların büyüdükçe kepçe kulak sorununun ortadan kalkabileceğini düşünse de tıbbi destek almaları gerekmektedir.” diyerek sözlerine son verdi.  

Continue Reading

Sağlık

Diyabette düzenli kontrol çok önemli

Büyük Anadolu Hastaneleri İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Berna Güzel, “Diyabet, böbrek yetmezliği, görme bozuklukları gibi değişik sağlık sorunlarına yol açabilir ve kansere neden olabilir. Sürekli susamak ve sık sık idrara çıkmak diyabette çok sık görülen belirtilerdir.” diyerek erken teşhis ve tedavinin önemine dikkat çekti.

Published

on

iyabet (şeker hastalığı), ölümcül olabilecek birçok hastalığın oluşumunda birinci sırada olan ve çok yaygın olarak görülen bir hastalık türü olduğunu belirten Büyük Anadolu Hastaneleri İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Berna Güzel, “Diyabet yani Şeker hastalığı; tıptaki adı ile Diabetes Mellitus kan şekerinin yükselmesi, idrarda şeker çıkması ile giden organlarda hasara yol açan bir hastalıktır. Araştırmalara göre, Türkiye’de 20 yaş üzeri kişilerin %13,7’sinde diyabet bulunmaktadır. Sürekli susamak ve sık sık idrara çıkmak diyabette çok sık görülen belirtilerdir. Bu belirtiler pankreasın yetersiz insülin üretmesinden ya da vücut dokularının insülin etkisine direncinden veya ikisinin bileşiminden kaynaklanır.

İki tip diyabet vardır. Tip 1 diyabet, otoimmün bir hastalıktır yani vücut, pankreasın beta hücrelerine nedeni bilinmeyen bir şekilde sanki yabancı bir dokuymuşcasına onları hedef alarak saldırır ve beta hücrelerini yok eder. Sonuç olarak vücutta insülin eksikliği ortaya çıkar ve kan şekeri yükselir. Tip1 diyabette insülin salgısı hiç yoktur veya yok denecek kadar az olduğundan tedavisinde mutlaka insülin kullanılır. Tip 1 diyabetin belirtileri hızla ortaya çıkar ve insülin başlanmazsa ciddi sonuçlar oluşturabilir. 

Tip 2 diyabette ise vücutta insülin direnci vardır, zamanla insülin salgı bozukluğu da gelişir.

Tip 2 diyabet en sık görülen tip olup tüm diyabetlilerin %90-95’ini oluşturur. Tedavisinde her zaman insülin gerekmeyebilir.Tip 2 diabet erken teşhis edilirse beslenme tedavisi ve egzersizin yanısıra ağızdan şeker düşürücü ilaçlarla tedavi edilebilirken, ilerleyen dönemde insülin kullanılması gerekebilir. Bu anlamda diyabet, kontrolsüz tansiyon yüksekliği, kolestrol yüksekliği, troid hastalıkları, damar yapısını bozup kalp krizi, beyin damar tıkanıklığı ile sonuçlanabilir.

Kontrolsüz diyabet ile böbrek yetmezliği, görme bozuklukları gibi çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir ve kansere neden olabilir.  Bu nedenle birçok hastalığın erken teşhisi ve kolay tedavisi için düzenli kontrol yaptırmak çok önemlidir.” diyerek sözlerine son verdi.

Continue Reading

Sağlık

İdrar yolu enfeksiyonu tedavisinde geç kalmayın

Büyük Anadolu Hastaneleri Üroloji Uzmanı Op. Dr. Bülent Çelik “İdrar yolu enfeksiyonunda altta yatan pek çok neden bulunmaktadır. İdrar yolu enfeksiyonunun tedavisi için öncelikle şikâyetiniz ile ilgili uzman bir doktora başvurmanız gerekmektedir” dedi.

Published

on

Genç, yaşlı, kadın, erkek herkesin hayat boyu en az bir defa yaşadığı rahatsızlıklardan biri olan idrar yolu enfeksiyonu hakkında bilgiler veren Büyük Anadolu Hastaneleri Üroloji Uzmanı Op. Dr. Bülent Çelik, “İdrar yolu enfeksiyonu, böbrek, mesane, üreterler veya idrar kanallarında oluşan enfeksiyonlardır. Bazı hastalarda yakınma derecesinde belirtiler gösterirken bazı hastalar tarafından da diğer rahatsızlıklarla karıştırılabilecek semptomları bulunmaktadır. Bulantı, kusma, yorgunluk, karnın alt bölgesinde yaşanan ağrı, sürekli idrar yapma isteği olmasına rağmen az miktarda yapılan idrar sayılabilir. Bu rahatsızlık sıklıkla kadınlarda görülmektedir.

BELİRTİLERİ NELERDİR

İdrar yolu enfeksiyonunun en yaygın belirtileri, idrar esnasında veya sonrasında meydana gelen ağrı ve yanma hissidir.

İdrara çok sık şekilde çıkmak da enfeksiyon belirtisi sayılabilir. Eğer enfeksiyon gelişir ve önlem alınmazsa kişide ateş, idrarda koyu renk ya da kan bile görülebilir, kötü koku da enfeksiyonun habercisi olabilir. Hayat kalitesini düşüren bu sağlık sorunu kişinin günlük yaşamını da olumsuz etkilemektedir.

TEDAVİ İÇİN GEÇ KALMAYIN

Yukarıda belirtmiş olduğumuz belirtilerin birini ya da bir kaçını yaşayanlar mutlaka bir uzman doktora başvurmaları büyük önem taşır. İdrar yolu enfeksiyonunun tedavisine başlamadan önce ilk olarak idrar tahlili yapılmaktadır. İdrar tahlili, hekimin kapsamlı bir analiz elde etmesini sağlayacaktır. Hastanın duruma göre bu tetkikler ultrason, bilgisayarlı tomografi ya da sistoskopi olabilir. Tüm bu tetkiklerin sonucunda tedavi yöntemine başlanmaktadır” diyerek sözlerine son verdi.

Continue Reading

Trendler