Bizimle iletişime geçin

Sağlık

Çocukluk çağı obezitesi giderek artıyor

Büyük Anadolu Hastaneleri Laparoskopik, Bariatik ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Muzaffer Al, Çocukluk çağı obezitesinin giderek arttığını, bu sağlık sorununun çevre, genetik ve aile, toplum ve okul gibi ekolojik etkilerle ilgili karmaşık bir dizi faktör arasındaki etkileşimin sonucu olduğunu söyledi.

Yayınlandı:

on

Çocukluk çağı obezitesi, hem ülkemizde hem de tüm dünyada giderek sıklaştığına dikkat çeken Büyük Anadolu Hastaneleri Laparoskopik, Bariatik ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Muzaffer Al, “Çocukluk çağı obezitesinin artan yaygınlığı, yalnızca etkilenenlerin sağlığını tehdit etmekle kalmayıp aynı zamanda sağlık sistemi üzerinde büyük bir yük oluşturan çok sayıda ciddi obezite ile ilişkili hastalıkların ortaya çıkmasına  neden olmuştur. Bunlar içinde özellikle tip 2 diyabet sıklığı çocukluk yaş grubunda obeziteye bağlı artmaktadır. Ayrıca, çocukluk çağındaki obezite,  yetişkinliğe doğru geçişte devam ederek yetişkin yaştaki obez hasta sıklığını artırmaktadır. Çocukluk çağı obezitesi, çevre, genetik ve aile, toplum ve okul gibi ekolojik etkilerle ilgili karmaşık bir dizi faktör arasındaki etkileşimin sonucudur.

ÇEVRESEL FAKTÖRLER

Çocukluk çağı  etkenleri son derece karmaşıktır. Psikososyal ve duygusal sıkıntı, olumsuz duyguları bastırmak için yemek yeme, iştah artırma ve düşük dereceli iltihaplanma gibi uyumsuz başa çıkma stratejileri yoluyla çocuklarda aşırı kilo alımına katkıda bulunmaktadır. Çocuklarda yeme davranışları ve çocukluk çağı obezitesi riskinin ebeveyn beslenme tarzları, stres ve depresyon ile ilişkili olduğu kanıtlanmıştır. Önerilen diğer önemli etkiler arasında perinatal faktörler, doğum büyüklüğü, emzirme durumu, antibiyotik kullanımı, çevresel kimyasallar, bağırsak  mikrobiyota ve olumsuz yaşam deneyimleri yer almaktadır. 

Mevcut “obezojenik” ortamdaki çeşitli faktörler, şekerle tatlandırılmış içeceklerin artan kullanımı, tatlı atıştırmalıklar, aşırı yağ içeren fast foodlar, büyük porsiyon boyutları ve yüksek glisemik yiyecekler gibi artan kalori tüketimiyle sonuçlanmıştır. Şekerle tatlandırılmış içeceklerin  tüketiminin, çocuklarda obezitenin gelişmesine önemli bir katkı sağladığı varsayılmaktadır. 

ELEKTRONİK ETKİLER

Kalori alımının artmasına katkıda bulunan ortamdaki değişikliklere, azaltılmış fiziksel aktivite seviyeleri ve televizyon, bilgisayar, telefon ve tablet kullanımı gibi hareketsiz faaliyetlerde harcanan zamanın artması gibi kalori harcamalarını azaltmaya yatkın olan faktörler eşlik etmiştir. Televizyon seyretmek için harcanan zaman ve bir çocuğun yatak odasında televizyon olmasının, çocuklarda ve ergenlerde obezite sıklığı ile doğrudan ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bu ilişki, fiziksel aktivitenin yer değiştirmesi ve tüketilen gıdanın kalitesi ve miktarı üzerindeki olumsuz etkiler dahil olmak üzere çeşitli potansiyel mekanizmalarla açıklanabilir. Elektronik oyunların kullanımı da çocukluk dönemindeki obezite ile ilişkilendirilmiştir. Çocuklar okulda önemli miktarda zaman harcadıklarından ve günlük kalorilerinin önemli bir kısmını okulda tükettiklerinden, okul ortamının çocukluk çağı obezitesinin gelişimi üzerinde etkisi vardır.

GENETİK FAKTÖRLER

Kalıtsal faktörler, adipozitedeki değişimin %30 ila %50’sinden sorumlu görünmektedir. Poligenetik obezite, en yaygın olarak gözlemlenen olmakla birlikte, obezite ile ilişkili birkaç tek gen kusuru ve sendromu tanımlanmıştır. Ancak bunlar üçüncü basamak tedavi merkezlerindeki çocukluk çağı obezitesinin %1’inden azını oluşturmaktadır. Obezite ile ilişkili genetik sendromları olan çocuklar tipik olarak erken başlangıçlı obeziteye ve kısa boy dismorfik özelliklerin gelişimsel gecikmesi veya zihinsel engel (zihinsel gerilik), retina değişiklikleri veya sağırlık gibi fiziksel muayene ile ilgili karakteristik özelliklere sahiptir. Prader-Willi sendromu obezite ile ilişkili en yaygın sendromdur ve çocuklarda bebeklik döneminde hipotoni ve beslenme güçlükleri, ardından hiperfaji ve ardından da obezite gelişimi görülür.

BESLENME ETKİLEŞİMİ

Obeziteli çocuklarda halihazırda tespit edilen en yaygın tek gen kusuru, melanokortin 4 reseptöründeki mutasyonlardır. Diğer gen kusurları arasında leptin, leptin reseptörü, proopiomelanokortin ve proprotein konvertazdakiler bulunmaktadır. Leptin ve leptin reseptör genlerinde eksikliklere neden olan mutasyonlar nadirdir ve çoğu akraba ailelerden olmak üzere sadece birkaç leptin veya leptin reseptörü mutasyonu vakası bildirilmiştir. Ayrıca, epigenetik faktörlerin obezitenin gelişimindeki rolüne dair artan kanıtlar mevcuttur. Bu epigenetik faktörler, kilo alımını teşvik etmede çevre, mikrobiyom ve beslenme etkileşimini değiştirebilir.

ENDOKRİN BOZUKLUKLAR

Kilo alımının endokrin nedenleri, obeziteli çocuk ve ergenlerin %1’den daha azında saptanmaktadır. Kilo alımıyla sonuçlanan endokrin bozuklukları olan çoğu çocuk, zayıf doğrusal büyüme, kısa boy ve/veya hipogonadizme sahiptir. Kilo alımına neden olan endokrin bozuklukları, endojen veya eksojen glukokortikoid fazlalığı (kortikosteroid ilaç kullanımı veya Cushing sendromu), hipotiroidizm, büyüme hormonu eksikliği ve psödohipoparatiroidizm tip 1a’yı (Albright herediter osteodistrofi) içermektedir.

UYKU VE İLAÇ FAKTÖRÜ 

Kısa uyku süresi ve/veya kötü uyku kalitesi ve obezite arasında bir ilişki olduğuna dair artan kanıtlar vardır. Uykunun ayrıca, adipozite ile ilişkisinden bağımsız olarak, azalan insülin duyarlılığı ile bir ilişkisi de gösterilmiştir. Glukokortikoidler, risperidon ve olanzapin dahil antipsikotik ilaçlar ve antiepileptik ilaçlar gibi çeşitli ilaçlar kilo alımına katkıda bulunabilir. 

HİPOTALAMİK OBEZİTE

Özellikle ameliyat ve/veya kraniyal radyasyondan sonra kazanılmış hipotalamik lezyonlar, örneğin kraniofaringiyom ve diensefalik tümörler kilo artışı ile ortaya çıkabilir.Hastalarda baş ağrısı ve kusma gibi kafa içi basınç artışı semptomları ve ayrıca panhipopituitarizm semptomları olabilir. Hipotalamusu etkileyen kraniyal travma veya inflamatuar hastalıktan sonra da hastalarda kilo artışı görülebilir.” diyerek sözlerine son verdi.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Artık rahat nefes alıyor!

Çocukken aldığı darbe sonrası burnu düzensiz gelişen, şekil bozukluğu oluşan buna istinaden sağlık sorunları yaşayan 36 yaşındaki Samsunlu Caner Makal, Büyük Anadolu Hastaneleri KBB Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Davut Tepe tarafından başarı bir şekilde burun estetiği operasyonu oldu.

Yayınlandı:

on

Yayınlayan:

Samsun’da özel sektörde çalışan 36 yaşındaki Caner Makal, Büyük Anadolu Hastaneleri KBB Hastalıkları ve Baş- Boyun Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Davut Tepe tarafından burun estetiği ameliyatı oldu. Makal, yaşadığı sorunları ve tedavi süreci hakkında bilgiler verdi. 

Nefes alıp vermede sorun yaşadığını ve gece uyuma problemi çektiğini dile getiren Caner Makal, “Burnumda kemer diye tabir edilen bir durum söz konusuydu. 12 yaşında burnumdan darbe almıştım. Burnum düzensiz gelişti, şekil bozukluğu oluştu, görüntü olarak iyi değildi ve beni de rahatsız ediyordu. Bu da bende özgüven eksikliği oluşturuyordu. Doktorum Opr. Dr. Davut Tepe’ye tavsiye üzerine geldim. Kendisi muayene etti ve ameliyat olmam gerektiğini söyledi. Başta biraz korkularım vardı fakat çevremden edindiğim bilgiler ve doktorumun da verdiği güvenle operasyonumu oldum. Çok rahat bir ameliyat geçirdim. Ağrı, sızı olmadı. Hiç acı çekmedim, korktuğum gibi olmadı. Bu ameliyatı düşünenlere tavsiye ediyorum sıkıntı çekmelerine hiç gerek yok. Rahat bir ameliyat. Bu anlamda doktorun Davut beye ve Büyük Anadolu Hastanelerine göstermiş oldukları, ilgi ve alaka için teşekkür ediyorum.” dedi.  

İYİLEŞME SÜRESİ KISA VE HIZLIDIR

Burun ameliyatlarının açık ve kapalı teknik olarak iki yöntemde yaptıklarını belirten Opr. Dr. Davut Tepe, “Biz burada hastanın da durumuna göre karar vermekteyiz. Daha kişinin sağlığı ve rahatlığı açısından kapalı uygulamayı tercih etmekteyiz. Kapalı olan teknik burun deliklerinden girilerek yapılmaktadır. Hastanın nefes almasını engelleyen kemik ve kıkırdak eğrilikleri bu yöntem ile düzeltilmektedir. Bu hastamızda olduğu gibi çocuklukta burnuna aldığı darbe sonrası burun gelişimi görüntü açısında da farklılık oluşturmuş ve kişinin hem nefes alıp vermesini zorlaştırmış hemde sağlıksız bir görüntü ortaya çıkarmış. Bu anlamda burun estetiğinde yapılan operasyon da amaç  yüzün profiline uygun doğal ve ameliyat olduğu belli olmayan bir burun oluşturmaktır. Ameliyat sonrası iz kalmaz, iyileşme süresi daha hızlıdır ve kısadır” diye konuştu.

Okumaya devam et

Sağlık

Vitrektomi ameliyatı ile görmediklerini görüyor

Büyük Anadolu Hastaneleri Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Emrullah Beyazyıldız, her iki gözünde diyabete bağlı ödem ve zar tabakası oluşan ve görmesini engelleyen Abdullah Akdağ isimli hastasını yaptığı başarılı tedavi yöntemleri ile sağlığına kavuşturdu.

Yayınlandı:

on

Yayınlayan:

Türkiye Trafik Dergisi Genel Yayın Müdürü Abdullah Akdağ, Büyük Anadolu Hastaneleri Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç.  Dr. Emrullah Beyazyıldız’a görme şikayeti ile başvurarak ameliyat oldu. Akdağ yapılan Vitrektomi ameliyatının ardından görmediklerini artık görebildiğini söyleyerek yaşadığı mutluluğu ifade etti.

KONTROLLERİNİZİ İHMAL ETMEYİN

Yaşadığı süreçleri anlatan Akdağ, “Diyabet hastasıyım. Diyabete bağlı olarak gözlerimde ödem ve göz arkasında zar tabakası oluşmuş. Bu da görmeme engel oluyordu. Uzağı net göremiyordum. Gözlerimde katarakt vardı. Doktorum Doç.  Dr. Emrullah Beyazyıldız başarılı bir tedavi süreci yürüttü. Şu anda görmediklerimi bile görebiliyorum. Bu konuda hocamızı tavsiye ediyorum. İşinde uzman olduğunu etrafımızdan da duyduk, hemde kendimiz gelip tastik etmiş olduk. İşinin ehli bir doktorumuz var Allah kendisinden razı olsun. İlgi, alaka kendi evimiz gibi rahatlıkla Büyük Anadolu Hastaneleri’ne gidip geliyoruz. Buradan bu sorunu yaşayanlara tavsiyem mutlaka kontrollerini ihmal etmesinler. Özellikle diyabet hastaları daha dikkatli olsunlar” dedi.

YIRTIKLAR VE KANAMALAR MEYDANA GELİYOR

Hastası Abdullah Akdağ’a uyguladığı tedavi hakkında bilgiler veren Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç.  Dr. Emrullah Beyazyıldız ise, “Hastamız bize görme sorunu ile başvurdu. Yaptığımız muayenede gözünde ödem ve göz arkasında zar tabakası olduğunu tespit ettik. Bu da görme soruna işaret ediyordu.  Retina göze gelen ışınların beyne ulaştırıldığı anatomik olarak çok önemli bir bölgedir. Retina bölgesini en çok etkileyen hastalık diyabet hastalığıdır. Retina tabakasında yırtıklara, kanamalara neden olmakta, bu da görme sorunlarına neden olmaktadır.  Bu nedenle diyabet hastaları düzenli olarak göz hekimleri tarafından muayene edilmeli, gerekli olduğu durumlarda lazer, göz içi enjeksiyonları gibi diğer tedavi yöntemleri yapılması gereklidir. 

GÖZ HASTALIKLARINDA GEÇ KALMAYIN

Bu tedavi yöntemleri ile körlük engellenmektedir. Bu anlamda diyabet hastalarında düzenli muayene çok önemlidir. Burada kişi ilerleyen süreçlerde kör olma durumu bile ortaya çıkabilir. Diyabete bağlı görme sorunu yaşayanların tedavisinde Vitrektomi ameliyatı ile büyük başarı sağlanmaktadır. Burada önemli olan bu sağlık sorunlarını yaşayan kişilerin ileri aşamalara gelmeden tedavilerini yaptırmalıdır. Abdullah beye de bu yukarıda saydığım tedavi yöntemlerini uyguladık. Kendisini de ifade ettiği gibi çok sağlıklı ve net görebilmektedir” diye konuştu. 

Okumaya devam et

Sağlık

Çocukluk Çağı Obezitesinin Neden olduğu Hastalıklar

Çocukluk Çağı Obezitesi konusunda aileleri uyaran Büyük Anadolu Hastaneleri Laparoskopik, Bariatik ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Muzaffer Al, obezitesi olan çocuklar da yüksek kan basıncı, düşük seviyelerde yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol ve yükselmiş trigliserid gibi diğer kardiyometabolik risk faktörleri oluşabileceğinden farklı sağlık sorunlarını ortaya çıkaracağını söyledi.

Yayınlandı:

on

Yayınlayan:

Çocukluk çağı obezitesi, endokrin, gastrointestinal, pulmoner, kardiyovasküler ve kas-iskelet sistemleri dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere, vücuttaki hemen hemen her sistemi etkileyen komorbiditelerle ilişkilidir diyen Büyük Anadolu Hastaneleri Laparoskopik, Bariatik ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Muzaffer Al, “Tip 2 diyabet (T2DM), dislipidemi, obstrüktif uyku apnesi (OUA) ve steatohepatit gibi obezitesi olan gençlerde karşılaşılan komorbiditelerin çoğu, önceden “yetişkin” hastalıkları olarak kabul ediliyordu. Bu komorbiditelerin şiddeti normalde obezitenin şiddeti ile artmaktadır. 

KARDİYOMETABOLİK VE KARDİYOVASKÜLER ETKİLER

Obezitesi olan çocuklar hiperinsülinemi, insülin direnci, prediyabet ve ardından T2DM açısından yüksek risk altındadır. Prediyabet ve T2DM prevalansı, obezite şiddeti, ırk, etnik köken ve çocuğun yaşına göre değişmektedir. Ergenlik döneminde T2DM ile başvuranlar, glisemik kontrolün daha hızlı kötüleşmesine ve mikroalbüminüri, dislipidemi ve hipertansiyon gibi diyabetle ilişkili komplikasyonların ilerleyen yaşlarda ortaya çıkanlara kıyasla daha hızlı ilerlemesine sahip gibi görünmektedir. Obezitesi olan çocuklar ayrıca yüksek kan basıncı, düşük seviyelerde yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol ve yükselmiş trigliserid gibi diğer kardiyometabolik risk faktörlerinin yüksek sıklığına  sahiptir.  Ekokardiyografik bulgular arasında sol ventrikül hipertrofisi, artmış sol ventrikül ve sol atriyal çap ve sistolik ve diyastolik disfonksiyon yer almaktadır.

ENDOKRİN VE PULMONER ETKİSİ

Obezite, kızlarda erken cinsel olgunlaşma başlangıcı ve hızlandırılmış doğrusal büyüme ve ilerlemiş iskelet olgunlaşması ile ilişkilidir. Ergen kızların ayrıca hiperandrojenizm ve polikistik over sendromu geliştirme riski daha yüksektir. Polikistik oversendromunun belirtileri, adet düzensizlikleri, akne ve hirsutizm’dir. Obezitesi olan çocuklar, sağlıklı kilolu çocuklara göre önemli ölçüde daha yüksek Obstrüktif uyku apnesi sıklığına sahiptir.Vücut kitle indeksi arttıkça şiddeti artar. Şiddetli obezitesi olan çocuklarda, şiddetli oksijen desatürasyonu ile ilişkili alveolar hipoventilasyon da olabilir. Çocukluk çağı obezitesinin astım ile ilişkili olduğu da kanıtlanmıştır. 

GASTROİNTESTİNAL ETKİLER

Çocuklarda alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD), obezite ile güçlü bir şekilde ilişkilidir. NAFLD spektrumu basit steatozdan progresif steatohepatit ve siroza kadar değişebilir. Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı, şu anda çocuklarda karaciğer hastalığının en yaygın nedenidir. NAFLD’li hastaların çoğu asemptomatik olsa da, laboratuar anormallikleri arasında karaciğer transaminazları (alanin aminotransferaz ve aspartat aminotransferaz), alkalin fosfataz ve gama-glutamil transpeptidaz düzeylerinde yükselmeler yer almaktadır. Görüntüleme, ultrasonografide artmış ekojenite ile gösterilen yağlı karaciğer varlığını doğrulayabilir, ancak karaciğer biyopsisi basit steatoz, steatohepatit ve fibroz arasında güvenilir bir ayrım yapmanın tek yoludur ve ayrıca serum aminotransferaz düzeylerinin yükselmesinin diğer nedenlerini dışlamada yardımcı olmaktadır.

KAS VE İSKELET SİSTEMİNE EKSİKİ

Çocukluk çağı obezitesi, hareket kabiliyetinde bozulma, kırık sıklığının artması , alt ekstremite eklem ağrısı  dahil olmak üzere çeşitli kas-iskelet sistemi sorunları riskini artırmaktadır. Obezite aynı zamanda tek taraflı veya iki taraflı kaymış femur başı epifizi ve tibia vara için bir risk faktörüdür. 

PSİKOSOSYAL ETKİSİ

Çocukluk çağı obezitesinin psikososyal sonuçları yaygındır ve zayıf benlik saygısı, anksiyete, depresyon ve sağlıkla ilişkili azalmış yaşam kalitesini içermektedir. Obez çocukların zorbalık ve ayrımcılık kurbanı olma olasılığı daha yüksektir. Ergenlik döneminde obezitesi olan kadınların, normal kilolu akranlarına kıyasla daha düşük aile geliri, daha düşük evlilik oranları ve daha yüksek yoksulluk oranlarına sahip oldukları kaydedilmiştir. 

DERMATOLOJİK VE NÖROLOJİK ETKİLER

İnsülin direncinin bir göstergesi olan akantozis nigrikans, obezitesi olan çocuklarda sık görülen bir bulgudur. Diğer cilt anormallikleri arasında pişik, hidradenitis supurativa, fronküloz ve çatlaklar yer almaktadır.  Çocukluk çağı obezitesi, yüksek idiyopatik intrakraniyal hipertansiyon (psödotümör serebri) riski ile ilişkilidir. Klinik semptomlar arasında baş ağrısı, kusma, retro-oküler göz ağrısı ve görme kaybı yer almaktadır.

UZUN VADELİ RİSKLER

Obezitesi yetişkinliğe kadar devam eden çocuklarda Tip 2 diyabet, hipertansiyon, dislipidemi ve karotis-arter aterosklerozu riski, hiçbir zaman obeziteden etkilenmemiş yetişkinlere göre önemli ölçüde artmıştır. Çocukluk döneminde daha yüksek Vücut kitle indeksi, hem erkeklerde hem de kadınlarda yetişkinlik döneminde artan ölümcül olan ve olmayan kardiyovasküler  riski artırmaktadır.” diyerek sözlerine son verdi.

Okumaya devam et

Trendler