Bizimle iletişime geçin

Gündem

Köytür’ün gerçek batış hikayesi! Köytür neden battı, kim batırdı?

KÖYTÜR, konkordato ilan etmeden hemen önce, ne tesadüfdür ki Bankalardaki tüm kredi limitlerini sonuna kadar kullanmış, hatta konkordato kalkanını üzerine geçirmeden 1 hafta önce Ziraat Bankasından 15 milyon lira kredi çekmiş.

Yayınlandı:

on

Türkiye’nin önde gelen tavuk üreticilerinden KÖYTÜR malesef battı. Bu batış, Samsun’un ekonomisi başta olmak üzere çok ciddi sonuçlar doğuracaktır.

30 Kasım 2015 tarihinde iflas erteleme talebi ile başlayan süreç, hepimizin bildiği gibi bu hafta içinde resmi iflasın gerçekleşmesi ile son buldu.

Bazı siyasi figürlerin KÖYTÜR‘ün batması konusuna mal bulmuş mağribi gibi atlaması ve bu konuda siyasi angajmanları gereği yaptıkları anlatımlar, konunun gerçeğinden uzaklaşmasına sebep oluyor.

Ben de bugün sizlere KÖYTÜR’ün batışının gerçek hikayesini anlatmaya çalışacağım.

Köy-Tür Firmasının sahibi Sinan Çakır, aynı zamanda halen Samsun Ticaret Borsası başkanıdır.

Sinan Çakır iflas erteleme sürecine gelinceye kadarki tüm suçları, bir şekilde başkalarının üzerine atarak, destek olunmadığı için iflas edildiği yönünde bir algı çabası içinde oldu. Bizler de buna hep beraber inandık. Yeri geldi hükümeti suçladık, yeri geldi, Samsun siyaseti KÖYTÜR’e neden sahip çıkmıyor diye söylendik. Ancak, durumun böyle olmadığını elime ulaşan birçok bilgi ve belgeyi inceledikten sonra anladım.

Sinan Çakır ticari hayatını babadan kalma bir mirasın üzerinde sürdüren, hırslı ve risk almaktan hiç çekinmeyen bir tüccar olma özelliğiyle tanınır. Daha önce Fatoğlu Piliç konusunda piyasada yaşanan tüm olumsuzlukların da arkasında olduğu yönünde ciddi iddialar var fakat ben bugün o konulara hiç girmeyeceğim. Dedik ya, konumuz KÖYTÜR.

Bir firmanın usulüne uygun şekilde batırılmasıyla ilgili ders olarak okutulacak nitelikte iş ve eylemlerle şu sıralar Samsun’da sıklıkla karşılaşıyoruz. Zaten KÖYTÜR dosyasına bu denli eğilmemin sebebi de bu tarz örneklerin şu dönemde çoğalması.

KÖYTÜR 30 Kasım 2015 tarihinde konkordato talebinde bulundu.

Konkrdato’nun ne olduğunu bilmiyorsanız hemen söyleyeyim. diyelim ki bir firmadan alacağınız var. O firma da konkordato ilan etti. Bu ilandan sonra hukuki olarak alacağınızla ilgili o firmanın kapısının önünden bile geçemezsiniz. Yani Konkordato ilan eden firma bir nevi alacaklılarına karşı bir kalkana sahip olmuş olur.

KÖYTÜR, konkordato ilan etmeden hemen önce, ne tesadüfdür ki Bankalardaki tüm kredi limitlerini sonuna kadar kullanmış, hatta konkordato kalkanını üzerine geçirmeden 1 hafta önce Ziraat Bankasından 15 milyon lira kredi çekmiş.

Şimdi burada şu detaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Konkordato öyle bugün gittim yarın ilan ettim diyebileceğiniz bir şey değil. Yaklaşık 2 aylık bir süreç içerisinde alınabilecek bir mahkeme kararıdır. Dolayısıyla Ticaret Borsası Başkanlığı da yapan bir tüccarın 1 hafta sonra çıkacak konkordato kararından haberinin olmaması mümkün müdür?

Buradan anlaşılan şu ki; Bir yandan KÖYTÜR‘ün konkordfatosu için mahkeme kararı peşinden koşulurken, bir yandan da Ziraat Bankası gibi devletin köklü bir kurumundan bu durum gizlenerek 15 milyon lira gibi bir rakamda kredi çekilmiştir. Buradaki kamu zararına hiç girmeyeceğim bile.

Bankalarla yapılan kredi görüşmelerinde öne çıkan bir diğer isimse Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu. Kendisinin konkordato sürecinden haberi var mıdır henüz bilmiyorum ama, konkordato sürecindeki KÖYTÜR‘ün bankalardan kredi çekebilmesi için emeği olduğu, elime ulaşan bilgiler arasında.

Şuana kadar anlattıklarımı profesyonelce işlenmiş bir operasyon planı olarak düşünelim.

Birçok bankadan 100 milyon liranın üzerinde krediyi çekip kasasına koymuş bir şirket düşünelim.
Ve hemen ardından konkordato ilanı ile tüm alacaklılara karşı bir koruma duvarı örüldüğünü hayal edelim.

Yani bu benzetmeye göre;

KÖYTÜR, bankalardan çekebildiği tüm kredi tutarlarını çekmiş, kasasına koymuş, devletin bankası da dahil birçok bankaya borçlanmış ve borçlu olduğu herkes gibi bu bankaları da konkordato kararıyla kendisinden uzak tutmayı başarmıştır.

Buraya kadar anlattıklarımla kalacağını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü asıl mesele bundan sonra başlıyor. Konkordato da olsa resmi olarak borçlu bir şirketten bahsediyoruz. Eğer böyle bir plan varsa, bu planın tamamlanması için borçların, prosedür ve işlemeyen hukuk çarkları arasında yok edilmesine sıra gelmiştir.

Şimdi anlatacaklarımı lütfen dikkatle dinleyin. Bu söyleyeceklerimden dolayı bana belki yandaş diyecekler, belki yalancı diye iftira atacaklar, belki de başkaları da yaptı onu neden söylemiyorsun gibi akla izana sığmayacak şekilde üzerime gelecekler ama olsun ben sonucu ne olursa olsun doğru bildiklerimi anlatmaya devam edeceğim.

Hazırsanız sahneye yeni bir şirket çıkıyor: KUZEY YEM…

KÖYTÜR Konkordato ilan ettikten hemen sonra, eski şirket ortaklarından Musa Çakır’ın yeğeni olan Erkan Baş adına 250 bin TL sermaye ile bir şirket kurulur.

Bu şirket Köytür Firmasının bütün ihtiyaçlarını temin eden aracı şirkettir. Tabiri caizse Yurt dışından 1 e getirip, Köytür e 100 e fatura etmekte ve bu sayede firmanın bütün varlığı yavaş yavaş hortumlanmaktadır.

Yeni Firma 4 yıl önce 250 bin TL sermaye ile kurulmuş ve şuanda resmi kayıtlara göre sermayesi 7 milyon liraya yükselmiştir. İlginç olan ise, artan sermaye miktarının neredeyse tamamı, şirketin önceki yıl karının sermaye ye eklenmesi şeklinde oluşmuştur. Bu şekilde sermaye artırımı, bazı şirketler tarafından, karın vergisini ödememek için bir muhasebe hilesi olarak kullanılmaktadır.

Konuşmamın başında ne demiştim?

Bazı siyasi figürlerin KÖYTÜR’ün batması konusuna mal bulmuş mağribi gibi atlaması ve bu konuda siyasi angajmanları gereği yaptıkları anlatımlar, konunun gerçeğinden uzaklaşmasına sebep oluyor.

Yani bu bilgiler ışığında bakacak olursak, Birileri çıkıp “KÖYTÜR’ü devlet batırdı” “Samsun siyaseti KÖYTÜR’ü kurtaramadı” gibi ifadelerle mevzuyu kendi siyasi penceresinden işlemesi, büyük bir operasyonun perdelenmesine sebep oluyor olabilir.

Bu konuda yaptığım araştırmalar sonucu ulaştığım bilgiler neticesinde şunu söyleyebilirim ki;

Devlet, bankalar ve konkordato uygulaması başta olmak üzere KÖYTÜR’ün batmaması için türlü imkanını seferber etmiştir. Bu imkanlara ve kasasındaki milyonlarca liraya rağmen KÖYTÜR’ün batışı akıllarda birçok soru oluşturuyor. Evet, KÖYTÜR GÖZ GÖRE GÖRE BATIRILMIŞTIR. ve bunun sorgulanması gerekir. Ama soruyu kime sorduğunuz önemlidir.

Bakın şu sorular aklınıza gelebilir?

  1. Köy-Tür Firması kendi yöneticileri tarafından bilerek ve isteyerek mi iflas ettirildi?
  2. Konkordato ilanından hemen önce çekilen milyonlarca liralık krediler nerelere aktarıldı?
  3. Asgari ücretle çalışan bir işçiye 250 bin lira sermayali şirketi kim kurdurdu?
  4. Bu şirket KÖYTÜR’le yaptığı ticaretten 7 milyon lira kar elde ederken, KÖYTÜR nasıl zarar ettirildi?
  5. Yeni şirketin sahibi olan yeğenin, banka müdürü olan eşinin bu konularda ne kadar dahli vardır?
  6. KÖYTÜR gibi büyük bir firmayı batıran Sinan Çakır, Ticaret Borsası Başkanlığı görevine halen nasıl devam edebiliyor?

Ben bu sorulara cevap bulamadım. Kayyum da bulamamış olmalı ki konuyla ilgili yazdığı raporda aynen bu soruların cevabını aramış. türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası da, KÖYTÜR‘ün firma sahipleri tarafından hileli şekilde bilerek ve isteyerek iflas ettirildiği konusunda Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmuş.

Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da bazı siyasilerin selden kütük kapmaya çalışmasıdır. Şuana kadar anlattıklarımı öğrenebilmek için bir gazeteci olmaya gerek yok. Bu bilgi ve belgeler, bu konuyla ilgili açıklama yapan siyasiler için kolay ulaşılabilir belgelerdir. Sanıyorum onların niyeti üzüm yemek değil, her fırsatta bağcıyı dövmek olduğu için, anlattıkları köy kahvesindeki dedikoduların dışına çıkamıyor.

Konuyu toparlamak adına size bir hikayenin son kısmını anlatayım;

Hoca durur mu yapıştırmış cevabı: “Hırsızın hiç mi suçu yok?

SAMET GÜRCÜ…

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

Başkan Demirtaş; 20 Ocak 1989 Türk Futbolunun kara günüdür

İlkadım Belediye Başkanı Necattin Demirtaş, Samsunspor kafilesini taşıyan otobüsün 20 Ocak 1989’da Malatyaspor deplasmanına giderken Havza ilçesinde yaptığı kazada hayatını kaybeden futbolcuları 32.’inci yıldönümünde yayımladığı mesaj ile andı.

Yayınlandı:

on

Yayınlayan:

“1989 yılı Samsunspor tarihinin en kara günüdür”

Kazanın 32. yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımlayan İlkadım Belediye Başkanı Necattin Demirtaş, 20 Ocak 1989 günü yaşanan kazanın Samsunspor tarihinin en kara günü olduğu belirtti. Meydana gelen o elim ve üzücü kazada hayatını kaybeden Samsunsporlu oyuncularımızı ve emektarlarımızı bir kez daha rahmetle yad ediyoruz. 20 Ocak, Samsunsporumuzun tarihindeki en acı gün olarak hafızalarımıza kazındı. Kırmızı ve beyaz renklerine ‘siyah’ rengin de eklenmesine neden olan o elim kazanın 32’inci yılında, sadece Samsunsporumuza emek verenlerin değil, tüm spor camiasının ve futbol severlerin hafızasında yaşayacaktır.

“Saygıyla Anıyoruz”

Kazada hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyen Başkan Demirtaş, “ 20 Ocak 1989’da Süper Lig (o dönemki adıyla 1. Lig) müsabakası için Malatya’ya doğru hareket eden Samsunspor kafilesi, Samsun’un Havza ilçesinde bir kamyonla çarpışmış ve Teknik Direktör Nuri Asan, futbolcular Muzaffer Badalıoğlu, Mete Adanır, Zoran Tomic ve otobüs şoförü Asım Özkan hayatını kaybetmişti. Bu elim kazada hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyor;  saygı, sevgi ve şükranla anıyoruz” dedi.

Okumaya devam et

Gündem

Hasan Togar Samsun basını ile buluştu

Tekkeköy Belediye Başkanı Hasan Togar 10 Ocak Çalışan Gazeteciler gününü kutlamak vesilesi ile Samsun basını ile buluştu.

Yayınlandı:

on

Yayınlayan:

Tekkeköy Belediye Başkanı Hasan Togar Kutlukent Grand Premium Düğün Salonu’nda 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla basın mensubuyla bir araya geldi.

Okumaya devam et

Gündem

Son yolculuklarına iş arkadaşları uğurladı

Atakum Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü emekçilerini taşıyan servis aracının kontrolden çıkarak devrilmesi sonucu meydana gelen kazada yaşamını yitiren Kenan Demir ve Halim Türk’ü törenle son yolculuğuna uğurlandı. Belediye hizmet binası önünde gerçekleştirilen törende Atakum Belediyesi emekçileri, kaybettikleri mesai arkadaşları ile vedalaştı.

Yayınlandı:

on

Yayınlayan:

Atakum Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekiplerini sabah mesaisine taşıyan servis aracının Mevlana Mahallesi Serhat Caddesi’nde kontrolden çıkarak devrilmesi sonucu meydana gelen kazada yaşamını yitiren belediye emekçileri Kenan Demir ve Halim Türk son yolculuğuna uğurlandı. Atakum Belediyesi emekçileri, belediye hizmet binası önünde kılınan cenaze namazında mesai arkadaşları Kenan Demir için son görevlerini yerine getirdi. Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri, çalışma arkadaşları Demir’in Türk Bayrağı’na sarılı tabutunu omuzlarında taşıdı. Kenan Demir’in cenazesi İlkadım Derecik Mezarlığı’nda toprağa verildi. Aynı kazada yaşamını yitiren Halim Türk’ün cenazesi ise kılınan cenaze namazının ardından Çarşamba Göğceli Mezarlığı’na defnedildi.

CENAZE TÖRENİNE GENİŞ KATILIM

Cenaze törenine; Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, Atakum Kaymakamı Kemal Yıldız, Cumhuriyet Halk Partisi Samsun İl Başkanı Fatih Türkel, İYİ Parti Samsun İl Başkanı Hasan Aksoy, Cumhuriyet Halk Partisi Samsun milletvekilleri Neslihan Hancıoğlu, Kemal Zeybek, İYİ Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar, Atakum Belediye Başkanı Av. Cemil Deveci, eşi Av. Gülay Deveci, İlkadım Belediye Başkanı Necattin Demirtaş, Cumhuriyet Halk Partisi Atakum İlçe Başkanı Turgay Özçelik, İYİ Parti Atakum İlçe Başkanı Selen Gülhan Çam, Atakum Belediye Meclisi üyeleri, Cumhuriyet Halk Partisi Samsun İl ve İlçe örgütlerinin yöneticilerinin yanı sıra Atakum Belediyesi çalışanları katıldı.

Okumaya devam et

Trendler