Connect with us
30Agustos

Sağlık

Tiroid Tedavisi’nde ‘Tiroid Diyeti’ nasıl olur?

Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri’nden Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Uzm. Dyt. Aslıhan Şahiner, Tiroid hastalığının tedavi edilmesinde kullanılan bir yönteminde tiroid diyeti programları olduğunu söyledi.

Published

on

Tiroid Bezlerim Çalışmıyor, Kilo Alıyorum, kilolarımı nasıl verebilirim gibi soruların cevaplarını veren Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri’nden Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Uzm. Dyt. Aslıhan Şahiner, “Öncelikle Tiroid nedir onun cevabını vermek istiyorum. Tiroid bezi boyunun ortasında Adem elması olarak adlandırılan kıkırdağın altında bulunan en önemli endokrin bezlerden biridir. İki kanattan oluştuğu için yapısı kelebeğe benzetilen vücut fonksiyonlarının düzenleyicisi olarak da bilenen tiroid bezleri özellikle büyüme ve gelişmede etkilidirler. Tiroid bezinde tiroksin (T4) ve tiriyodotironin (T3) olmak üzere 2 hormon salgılanır. Salgılanan bu hormonlar vücut enerjisinin kullanılmasında, protein üretilmesinde ve diğer hormon duyarlılıklarının sağlanmasında görevlidirler. T3 ve T4 hormonları metabolik süreçleri etkiler ve metabolizma hızını da kontrol ederler.

Tiroid hastalıkları 2 çeşitte tanımlanabilir. İlki hormonlarının tiroid bezinden yetersiz salgılanmasından kaynaklanan Hipotiroidizm ve Haşimato tiroidi. Bir diğeri ise Hipertiroidi’dir. Hipertiroidide tiroid bezi daha aktif çalışır ve aşırı bir hormon üretimi olur. Bu hastalıklar arasında en yaygın görüleni hipotiroidzmdir.

Tiroid Tedavisi Nasıl Olur?

Tiroid hastalığının tedavi edilmesinde ilaç kullanımı, tiroid diyeti programları ve cerrahi yöntemler uygulanabilir. Tedavide amaç tiroid hormonları olan TSH, T3 ve T4  hormonlarını normal seviyede tutmak ve metabolizmanın doğru çalışmasını sağlamaktır. Bu hormonların yetersiz salgılanması kilo artışına;  fazla salgılanması da kilo kaybına neden olur.

Tiroid diyeti özellikle ideal kiloya ulaşmak için önemli ve gereklidir. Hazırlanan tiroid diyeti listeleri özellikle hormonların salgılanması üzerinde etkili olan iyot minerali kaynaklarının günlük beslenme planında ne kadar bulunması; hangi besinlerin daha az ya da daha çok tüketilmesi gerektiği hakkında belirleyici olur. 

Tiroid hastaları nasıl zayıflar?

Tiroid hormonları yetersiz çalışıyorsa metabolizma daha yavaş çalışır; bu yüzden enerji harcaması da daha az olur. Bu durum özellikle kilo artışına sebep olur. Düzenli beslenildiğinde ve ideal kaloride diyet planı uygulandığında kilo kaybı da gerçekleşir. Diğer önemli etken ise fiziksel aktivite artışıdır. Haftanın 3-4 gününde yapılan 45-60 dakikalık tempolu yürüyüşler metabolizmayı hızlandırır ve kilo kaybını kolaylaştırır.

Tiroid hastaları nasıl zayıflar sorusunun ikinci cevabı: diyet listesinde bulunması ve daha az tercih edilmesi gereken besinler vardır. Bu besinlerden şu şekildedir.

Tiroid hastalarının tüketmemesi gereken besinler

Tüketilmemesi gereken besinler; Yapılan araştırmalarda soya kaynaklarında bulunan fito-estrojenlerin tiroid hormonlarını üreten bir enzimin çalışmasını baskılayabileceği görülmüştür. Soya fasulyesi ve soya ürünlerinin tüketilmesi önerilmez.  İyot tüketimi hipotiroidizm hastaları için önemlidir. Bu hastaların iyot kaynaklarını daha fazla tercih edebilirler. Ancak yapılan araştırmalarda aşırı miktardaki iyot tüketiminin tiroid bezi aktivitesini baskılayabileceği; faydadan çok zararının olabileceği belirtilmektedir. Guatrojenik besinler olarak adlandırılan bazı besinler vardır. Brokoli, brüksel lahanası, turp, lahana, şalgam, turp, karnabahar, ıspanak, yer fıstığı, armut, şeftali, çilek gibi besinler örnek verilebilir. Bu besinler özellikle ilaçlar alındıktan hemen sonra tüketilmemelidir.

Tiroid hastalarının tüketmesi gereken besinler

Peki Tüketilmesi gereken besinler nelerdir şimdi onlara bakalım; Yaban mersini, domates, biber, maydanoz, greyfurt, portakal, semizotu gibi antioksidandan zengin sebze ve meyveler tiroid bezi ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi için  gerekli besinlerdir. Selenyum mineralinin tiroid hormonlarının düzgün çalışmasında görevli olan enzimlere olumlu etkileri vardır. Brezilya kestanesi, ayçekirdeği, mantar, yumurta, hindi eti, tavuk göğsü selenyum kaynağı besinler arasında sıralanabilir.

Tirozin, T3 ve T4 hormonlarının üretiminde görevli olan bir amino asit çeşididir. Et, süt ve baklagiller tirozinden zengin olan besinlerdir. Kısaca dikkat edilecek en önemli nokta diyet ve egzersizdir. Diyetin yanında egzersizde mutlaka yapılmalıdır. Özellikle metabolizması yavaş çalışan hipotiroid hastaları mutlaka düzenli bir egzersiz planı uygulamalıdır.” diyerek sözlerine son verdi.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Kepçe kulak sorunu çocukların psikolojisini etkiliyor

Büyük Anadolu Hastaneleri KBB ve Baş-Boyun Cerrahisi Dr. Öğr. Üyesi Harun Küçük, çocuklarda travmalara ve özgüven problemlerine neden olan kepçe kulak sorunun tedavisinin mümkün olduğunu söyledi.

Published

on

Halk arasında kepçe kulak olarak anılan dış kulak deformitesi en sık görülen kulak şekil bozukluğu olduğunu belirten Büyük Anadolu Hastaneleri KBB ve Baş-Boyun Cerrahisi Dr. Öğr. Üyesi Harun Küçük, “Kepçe kulak sorunu çocuklarda sıklıkla görülen problemlerden birisidir. Kepçe kulak, kulak ile kafa arasındaki açının normalden daha fazla olmasından kaynaklanır. Sağlık açısından herhangi bir problem oluşturmuyor fakat sosyal çevrede çok ciddi sorunlar oluşturabiliyor. Özellikle çocuklar arasında bu problem farkında olmadan çocukları kırabiliyor, incitebiliyor. Bu da psikolojik olarak çocukta sorunlar oluşturabiliyor. 

ÖZGÜVEN PROBLEMİ OLUŞTURUYOR

Kepçe kulak görünümü özellikle okul çağındaki çocuklarda travmalara ve özgüven problemleri oluşturabiliyor. 

Psikolojik değişim ve gelişimin yaşandığı çağlarda estetik görünüm, çocuklar için büyük bir sosyal sorun olarak karşısına çıkıyor. Bu sorunu yaşayan çocuklar arkadaşları tarafından belli bir dönem alay konusu olmakta, çocuğun psikolojisinde telafisi zor kalıcı izlerin oluşmasına neden olmaktadır. Kepçe kulak sorununun tedavisi cerrahidir. Aileler çocukların büyüdükçe kepçe kulak sorununun ortadan kalkabileceğini düşünse de tıbbi destek almaları gerekmektedir.” diyerek sözlerine son verdi.  

Continue Reading

Sağlık

Diyabette düzenli kontrol çok önemli

Büyük Anadolu Hastaneleri İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Berna Güzel, “Diyabet, böbrek yetmezliği, görme bozuklukları gibi değişik sağlık sorunlarına yol açabilir ve kansere neden olabilir. Sürekli susamak ve sık sık idrara çıkmak diyabette çok sık görülen belirtilerdir.” diyerek erken teşhis ve tedavinin önemine dikkat çekti.

Published

on

iyabet (şeker hastalığı), ölümcül olabilecek birçok hastalığın oluşumunda birinci sırada olan ve çok yaygın olarak görülen bir hastalık türü olduğunu belirten Büyük Anadolu Hastaneleri İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Berna Güzel, “Diyabet yani Şeker hastalığı; tıptaki adı ile Diabetes Mellitus kan şekerinin yükselmesi, idrarda şeker çıkması ile giden organlarda hasara yol açan bir hastalıktır. Araştırmalara göre, Türkiye’de 20 yaş üzeri kişilerin %13,7’sinde diyabet bulunmaktadır. Sürekli susamak ve sık sık idrara çıkmak diyabette çok sık görülen belirtilerdir. Bu belirtiler pankreasın yetersiz insülin üretmesinden ya da vücut dokularının insülin etkisine direncinden veya ikisinin bileşiminden kaynaklanır.

İki tip diyabet vardır. Tip 1 diyabet, otoimmün bir hastalıktır yani vücut, pankreasın beta hücrelerine nedeni bilinmeyen bir şekilde sanki yabancı bir dokuymuşcasına onları hedef alarak saldırır ve beta hücrelerini yok eder. Sonuç olarak vücutta insülin eksikliği ortaya çıkar ve kan şekeri yükselir. Tip1 diyabette insülin salgısı hiç yoktur veya yok denecek kadar az olduğundan tedavisinde mutlaka insülin kullanılır. Tip 1 diyabetin belirtileri hızla ortaya çıkar ve insülin başlanmazsa ciddi sonuçlar oluşturabilir. 

Tip 2 diyabette ise vücutta insülin direnci vardır, zamanla insülin salgı bozukluğu da gelişir.

Tip 2 diyabet en sık görülen tip olup tüm diyabetlilerin %90-95’ini oluşturur. Tedavisinde her zaman insülin gerekmeyebilir.Tip 2 diabet erken teşhis edilirse beslenme tedavisi ve egzersizin yanısıra ağızdan şeker düşürücü ilaçlarla tedavi edilebilirken, ilerleyen dönemde insülin kullanılması gerekebilir. Bu anlamda diyabet, kontrolsüz tansiyon yüksekliği, kolestrol yüksekliği, troid hastalıkları, damar yapısını bozup kalp krizi, beyin damar tıkanıklığı ile sonuçlanabilir.

Kontrolsüz diyabet ile böbrek yetmezliği, görme bozuklukları gibi çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir ve kansere neden olabilir.  Bu nedenle birçok hastalığın erken teşhisi ve kolay tedavisi için düzenli kontrol yaptırmak çok önemlidir.” diyerek sözlerine son verdi.

Continue Reading

Sağlık

İdrar yolu enfeksiyonu tedavisinde geç kalmayın

Büyük Anadolu Hastaneleri Üroloji Uzmanı Op. Dr. Bülent Çelik “İdrar yolu enfeksiyonunda altta yatan pek çok neden bulunmaktadır. İdrar yolu enfeksiyonunun tedavisi için öncelikle şikâyetiniz ile ilgili uzman bir doktora başvurmanız gerekmektedir” dedi.

Published

on

Genç, yaşlı, kadın, erkek herkesin hayat boyu en az bir defa yaşadığı rahatsızlıklardan biri olan idrar yolu enfeksiyonu hakkında bilgiler veren Büyük Anadolu Hastaneleri Üroloji Uzmanı Op. Dr. Bülent Çelik, “İdrar yolu enfeksiyonu, böbrek, mesane, üreterler veya idrar kanallarında oluşan enfeksiyonlardır. Bazı hastalarda yakınma derecesinde belirtiler gösterirken bazı hastalar tarafından da diğer rahatsızlıklarla karıştırılabilecek semptomları bulunmaktadır. Bulantı, kusma, yorgunluk, karnın alt bölgesinde yaşanan ağrı, sürekli idrar yapma isteği olmasına rağmen az miktarda yapılan idrar sayılabilir. Bu rahatsızlık sıklıkla kadınlarda görülmektedir.

BELİRTİLERİ NELERDİR

İdrar yolu enfeksiyonunun en yaygın belirtileri, idrar esnasında veya sonrasında meydana gelen ağrı ve yanma hissidir.

İdrara çok sık şekilde çıkmak da enfeksiyon belirtisi sayılabilir. Eğer enfeksiyon gelişir ve önlem alınmazsa kişide ateş, idrarda koyu renk ya da kan bile görülebilir, kötü koku da enfeksiyonun habercisi olabilir. Hayat kalitesini düşüren bu sağlık sorunu kişinin günlük yaşamını da olumsuz etkilemektedir.

TEDAVİ İÇİN GEÇ KALMAYIN

Yukarıda belirtmiş olduğumuz belirtilerin birini ya da bir kaçını yaşayanlar mutlaka bir uzman doktora başvurmaları büyük önem taşır. İdrar yolu enfeksiyonunun tedavisine başlamadan önce ilk olarak idrar tahlili yapılmaktadır. İdrar tahlili, hekimin kapsamlı bir analiz elde etmesini sağlayacaktır. Hastanın duruma göre bu tetkikler ultrason, bilgisayarlı tomografi ya da sistoskopi olabilir. Tüm bu tetkiklerin sonucunda tedavi yöntemine başlanmaktadır” diyerek sözlerine son verdi.

Continue Reading

Trendler