Connect with us
30Agustos

Sağlık

İdrar yapmakta zorluk çeken her kişi prostat mıdır?

Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri Üroloji Uzmanı Op. Dr. Gürkan Özkan, idrar yapmakta zorluk çeken, idrar yapamama gibi sorunları yaşayan kişiler de bu durumun prostat hastalığı belirtisi olarak yorumlandığını ifade etti.

Published

on

Büyük Anadolu Hastaneleri Üroloji Uzmanı Op. Dr. Gürkan Özkan, İdrar yapmakta zorluk çeken her kişi prostat mıdır? sorusuna yanıt vererek hastalık hakkında bilgiler verdi. 

YAŞANAN ŞİKAYETLERE DİKKAT

Prostat hastalarının genelde idrar yapmakta zorluk çektiğine, idrar yapamama gibi sorunları yaşadığına dikkat çeken Op. Dr. Gürkan Özkan, “İdrar kanalı darlıklarında sık, zor ve ince idrar yapmayla kendini gösterir. Yani bütün idrar zorluğu olan hastalar prostat değildir. İltihabi durumlarda, kaza, yaralanma gibi durumlarda yada geçirilmiş idrar yolu prostat ameliyatları ve sondadan dolayı bu şikayetler olabilir. 

ÖMÜR BOYU TEDAVİ GÖREBİLİRLER

Bu hastalığın tedavisinde ömür boyu hastalar 3-5 ayda bir de olsa idrar kanalı genişletme tedavisi olmak için hastaneye yatmak zorunda kalabilirler. Günümüz teknolojisinde daha iyi, daha modern yöntemlerle ömür boyu bu sıkıntıdan kurtulabilirler. Önce mesane daha sonra böbrek fonksiyonları bozularak ömür boyu böbreklerimizde kalıcı hasar gelişebilir. 

SON SİSTEM TEDAVİ

İyi neticeler, yüz güldürücü sonuçlar alıp hastaneden hastayı kurtarmak için yapılan son sistem tedavi de üreteral stent yerleştirmektir. Buradaki özellik idrar kanalın olduğu yere stent konularak hastanın bir daha o darlıktan dolayı hastaneye gitmesi ve doktor tedavisi alması ihtiyacı ortadan kalkmasıdır. Kısa ve lokal anestezi ile olan bir tedavidir. Dolayısıyla her türlü her yaşta hastaya uygulanabilmektedir. Hasta ameliyattan sonra normal hayatına devam etmekte ve hiçbir sıkıntı kalmamaktadır.” diyerek sözlerine son verdi.  

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

AGTE testi çocukları gelişimsel açıdan değerlendiriyor

Büyük Anadolu Hastaneleri’nde görev yapan Uzman Psikolog – Psikoterapist Sena Özkan, “Kısaltması AGTE olan Ankara Gelişim Envanteri testi ile bebek ve çocukların gelişimsel açıdan gecikme ya da düzensizlik gösterip göstermediği incelenmektedir” dedi.

Published

on

0-6 yaş aralığındaki her çocuğa ‘Gelişimsel Tarama Testi’ yapılmalı önerisinde bulunan Uzman Psikolog – Psikoterapist Sena Özkan, bu testlerden biri de Ankara Gelişim Envanteri testi yani AGTE’dir diyerek, “Ankara Gelişim Envanteri testi yani AGTE testi, 0-6 yaş arasındaki çocukların gelişimsel açıdan değerlendirilmesi amacıyla uygulanan gelişim envanteri testidir. 

ÖZ BECERİLERİ İNCELENİYOR

0-3 aydan başlayarak, 48-72 ay dilimine kadar aylık periyotlarla çocukların dil-bilişsel gelişimleri, zihinsel becerileri,  küçük ve büyük kas gelişimleri, sosyal gelişimi ve öz bakım becerileri incelenmektedir. Bu test ile bebek ve çocukların gelişimsel açıdan gecikme ya da düzensizlik gösterip göstermediği incelenebilir. Bir çocuğun genel gelişimi ile normal mi? gecikmeli mi? olduğu sorularına cevaplar bulunan bu testte çocuğun hangi gelişim alanında, nerede olduğu, ne tip becerilere sahip olduğu hangi alanlarda geliştirilmesi gerektiği gibi bir bilgiye test sonucu ile ulaşılabilir.

ANNE VE BABAYA DA TEST

AGTE testi uygulanması çocuğa sorular sorulur ve puanlama yapılır. AGTE testinde anne ve babaya da sorular yöneltilebilir.

AGTE raporlama ve yapılan testten elde edilen sonuçta genel gelişim ve becerilerin takvim yaşına göre bulunması sağlanır. 

Puanlamaya göre çocuk yüzde yirmi ila yüzde otuz arasında ise risk altındadır, bu durumda çocuğa gelişimsel gerilik tanımı verilir. 

Çocukların ihtiyaçlarına yönelik eğitim programları hazırlayarak aileleri gerekli şekilde yönlendirilir. Erken yaşta da bu durumun takibi çocuğun geleceğine yön vereceğini unutmamak gerekir” diyerek sözlerine son verdi.

Continue Reading

Sağlık

Kepçe kulak sorunu çocukların psikolojisini etkiliyor

Büyük Anadolu Hastaneleri KBB ve Baş-Boyun Cerrahisi Dr. Öğr. Üyesi Harun Küçük, çocuklarda travmalara ve özgüven problemlerine neden olan kepçe kulak sorunun tedavisinin mümkün olduğunu söyledi.

Published

on

Halk arasında kepçe kulak olarak anılan dış kulak deformitesi en sık görülen kulak şekil bozukluğu olduğunu belirten Büyük Anadolu Hastaneleri KBB ve Baş-Boyun Cerrahisi Dr. Öğr. Üyesi Harun Küçük, “Kepçe kulak sorunu çocuklarda sıklıkla görülen problemlerden birisidir. Kepçe kulak, kulak ile kafa arasındaki açının normalden daha fazla olmasından kaynaklanır. Sağlık açısından herhangi bir problem oluşturmuyor fakat sosyal çevrede çok ciddi sorunlar oluşturabiliyor. Özellikle çocuklar arasında bu problem farkında olmadan çocukları kırabiliyor, incitebiliyor. Bu da psikolojik olarak çocukta sorunlar oluşturabiliyor. 

ÖZGÜVEN PROBLEMİ OLUŞTURUYOR

Kepçe kulak görünümü özellikle okul çağındaki çocuklarda travmalara ve özgüven problemleri oluşturabiliyor. 

Psikolojik değişim ve gelişimin yaşandığı çağlarda estetik görünüm, çocuklar için büyük bir sosyal sorun olarak karşısına çıkıyor. Bu sorunu yaşayan çocuklar arkadaşları tarafından belli bir dönem alay konusu olmakta, çocuğun psikolojisinde telafisi zor kalıcı izlerin oluşmasına neden olmaktadır. Kepçe kulak sorununun tedavisi cerrahidir. Aileler çocukların büyüdükçe kepçe kulak sorununun ortadan kalkabileceğini düşünse de tıbbi destek almaları gerekmektedir.” diyerek sözlerine son verdi.  

Continue Reading

Sağlık

Diyabette düzenli kontrol çok önemli

Büyük Anadolu Hastaneleri İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Berna Güzel, “Diyabet, böbrek yetmezliği, görme bozuklukları gibi değişik sağlık sorunlarına yol açabilir ve kansere neden olabilir. Sürekli susamak ve sık sık idrara çıkmak diyabette çok sık görülen belirtilerdir.” diyerek erken teşhis ve tedavinin önemine dikkat çekti.

Published

on

iyabet (şeker hastalığı), ölümcül olabilecek birçok hastalığın oluşumunda birinci sırada olan ve çok yaygın olarak görülen bir hastalık türü olduğunu belirten Büyük Anadolu Hastaneleri İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Berna Güzel, “Diyabet yani Şeker hastalığı; tıptaki adı ile Diabetes Mellitus kan şekerinin yükselmesi, idrarda şeker çıkması ile giden organlarda hasara yol açan bir hastalıktır. Araştırmalara göre, Türkiye’de 20 yaş üzeri kişilerin %13,7’sinde diyabet bulunmaktadır. Sürekli susamak ve sık sık idrara çıkmak diyabette çok sık görülen belirtilerdir. Bu belirtiler pankreasın yetersiz insülin üretmesinden ya da vücut dokularının insülin etkisine direncinden veya ikisinin bileşiminden kaynaklanır.

İki tip diyabet vardır. Tip 1 diyabet, otoimmün bir hastalıktır yani vücut, pankreasın beta hücrelerine nedeni bilinmeyen bir şekilde sanki yabancı bir dokuymuşcasına onları hedef alarak saldırır ve beta hücrelerini yok eder. Sonuç olarak vücutta insülin eksikliği ortaya çıkar ve kan şekeri yükselir. Tip1 diyabette insülin salgısı hiç yoktur veya yok denecek kadar az olduğundan tedavisinde mutlaka insülin kullanılır. Tip 1 diyabetin belirtileri hızla ortaya çıkar ve insülin başlanmazsa ciddi sonuçlar oluşturabilir. 

Tip 2 diyabette ise vücutta insülin direnci vardır, zamanla insülin salgı bozukluğu da gelişir.

Tip 2 diyabet en sık görülen tip olup tüm diyabetlilerin %90-95’ini oluşturur. Tedavisinde her zaman insülin gerekmeyebilir.Tip 2 diabet erken teşhis edilirse beslenme tedavisi ve egzersizin yanısıra ağızdan şeker düşürücü ilaçlarla tedavi edilebilirken, ilerleyen dönemde insülin kullanılması gerekebilir. Bu anlamda diyabet, kontrolsüz tansiyon yüksekliği, kolestrol yüksekliği, troid hastalıkları, damar yapısını bozup kalp krizi, beyin damar tıkanıklığı ile sonuçlanabilir.

Kontrolsüz diyabet ile böbrek yetmezliği, görme bozuklukları gibi çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir ve kansere neden olabilir.  Bu nedenle birçok hastalığın erken teşhisi ve kolay tedavisi için düzenli kontrol yaptırmak çok önemlidir.” diyerek sözlerine son verdi.

Continue Reading

Trendler