Connect with us

Sağlık

Hamilelerin ilk 3 ay içerisinde sık karşılaştığı sorunlar nelerdir?

Büyük Anadolu Hastaneleri Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Özge Piri Mantar, gebelikte ilk 3 ayın çok önemli olduğunu, düşük riskinin çok yüksek olabileceğini ifade ederek düzenli olarak anne adayının takip edilmesi gerektiğini söyledi.

Published

on

Büyük Anadolu Hastaneleri Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Özge Piri Mantar, 9 aylık hamilelik sürecinin ilk 3 ayında yaşanan sorunları anlattı. 

BULANTI VE KUSMA
Op. Dr. Özge Piri Mantar, “Bu gebelik başlangıcından itibaren yani 5-6 hafta itibariyle keseyi gördüğümüz andan itibaren, gebelik süreci başlamış oluyor. Keseye göremediğimiz zamanda da aslı erken gebelik dönemi ve ektopik gebelik dediğimiz dış gebelikle ilgili problemler olabilir ama biz daha normal gebelik sürecinden bahsedelim. 

O da ayrı bir konu olsun bizim açımızdan da ilk üç ayda 5 haftada itibaren 6 – 7 hafta arasında kalp atışlarını dinlediğimizde 12 haftaya kadar olan bizim için ilk 3 ay diye tamamlanıyor. Bu süreçte hastaların en sık karşılaştığı problemlerden biri gebelikte bulantı ve kusma özellikle yaz dönemlerinde havanın sıcak olduğu dönemlerde bu daha yoğun karşımıza çıkıyor. Çünkü sıvı kaybı ile birlikte ya da yeteri kadar sıvı alımı durumu bizde gebelikte aşırı bulantı kusma karşı karşıya bırakabiliyor. 

HER ANNE ADAYINDA FARKLI BELİRTİLER
Sadece sıvı kaybı ya da havanın sıcak olması değil gebelik hormonu yaratmış olduğu bir durumla alakalı aslında bu her hasta için geçerli değildir. Ama birçok hastada mide şikayetleri hatta mide bağırsak çünkü gastrointestinal sistemde ciddi sıkıntılar yaşayabiliyoruz başlangıçta mide bulantısı aşerme isteksizlik istediği şeyleri yiyememe ya da ağzının tadının bozulması ya da bir tiksinti hali diyelim. Herkeste farklı olabiliyor ya da aşırı tükürük salgısı hipersalivasyon deriz. 

Buna bağlı sürekli bir tükürüğünü çıkarma hissi ya da yutamama ya da yuttuğu zaman yine tekrar bulantıları çok aşırı derecede artması şikayetleri olabiliyor. Bunlar için çeşitli medikal tedaviler olabildiği gibi yani ilaç tedavileri serum takviyeleri ve damardan verebileceğimiz ilaçlar olabildiği gibi ağızdan tabletler ya da daha böyle bitkisel özellikle zencefil özü ekstreleri ya da zencefille hazırlanmış çay ya da karışımlar hastayı biraz rahatlatabiliyor. Genelde üçüncü aydan sonra bu şikayetler giderek azalıyor en önemli karşılaştığımız sıkıntılardan biridir gebelikte bulantı kusma.

BEBEĞİ KAYBETME RİSKİ
Yine buna eşlik eden baş dönmesi, halsizlik, kendini yorgun hissetme hali, sürekli uyku hali, tansiyon düşüklüğü, asla tansiyon düşüklüğü de bunların birçoğu sebebi sonrasında vajinal kanamalar bizim için çok önemli bu şimdiye kadarki bulantı kusma baş dönmesi daha normal karşılanabilirken bir hastalık olarak değerlendirilmezken ciddi boyuttaki kanamalar ya da az lekelenme tarzında bile olsa düşük tehlikesinin önemli bir göstergesi ya da bebeği kaybettiğimizin bir göstergesi olabiliyor.  Çünkü her şey yolunda giderken çok hafif bir kanama ile yaptığımız ultrasonda bebeğin kalp atımlarının durduğunu görebiliyoruz. Çok fazla kanaması olup kalp atışı devam edip yola devam eden bebeklerde olabiliyor. Aslında kanamanın miktarı ile her zaman bebeğin durumu korelasyon göstermeyebiliyor ama önemli bir bulgun bulantı kusmadan çok daha önemli bir bulgu bizim için çünkü bulantı ve kusmanın fazla olduğu dönemde bebekle ilgili bebeğin sağlığıyla ilgili çok tedirgin olmayız. 

HASTANEYE YATIŞ YAPILABİLİR
Ama kanama olduğu zaman özellikle ilk 3 aydaki kanamalar düşük tehlikelerinin en önemli bulguları bunun içinde tabiki medikal ve hastaneye yatışı ile birlikte hastayı takip ettiğiniz dinlendirdiğimiz süreçler başlayabiliyor. İlk 3 ay sıkıntıları olarak bunlardan bahsedebiliriz bazı medikal problemler özellikle tiroit, şeker hastalığı bu haftalarda 3 ayda ortaya çıkmaz. Ama hastanın bilmediği bir diyabet sıkıntısı ya da daha öncesinde tip 1 ya da tip 2 diyabeti varsa ya da hipertansiyonu varsa yine ilk 3 ay çok sıkıntı yaşatmamakla birlikte bunlarda ilk 3 ay arasında yer alabiliyor.” diyerek sözlerine son verdi.  

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Bebeklerde beslenme nasıl olmalıdır?

Büyük Anadolu Hastaneleri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Neşe Birinci, “Annenin bebeğine verebileceği en güzel, en büyük hediye anne sütüdür.” diyerek anne sütünün önemine dikkat çekti.

Published

on

Anne sütü bebeğinizin sağlıklı gelişmesi için eşsiz bir besin olduğunu ifade eden Büyük Anadolu Hastaneleri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Neşe Birinci, “Bebeğimizi ilk altı ay anne sütü ile besliyoruz. Anne sütüyle beslenmeye en az iki yaşına kadar devam ediyoruz. Çünkü annenin bebeğine verebileceği en güzel, en büyük hediye anne sütüdür. Bu nedenle bebeğimizi öncelikle anne sütüyle beslemeye devam ediyoruz. 6. ayından sonra ek gıdalara geçiyoruz. Öncesinde bazen Anneanneler, Babaanneler bebek ağlıyor diye aç olduklarını zannederek mamaya başlayabiliyorlar. Ama bizim için en önemli gösterge bebeğin tartı alımıdır. 

KİLO ALIMINA DİKKAT

Kilo alımı yeterli olan yani günde 20-30 gram kilo alan bebeklerin kilo alımı yeterli diyoruz ve anne sütü bebeğine yetiyor anlamına gelmektedir. Zaten her annenin sütü bebeğine, annede çok ciddi bir problem olmadığı sürece yeterlidir. 

Bebeğin 6. ayından sonra anne sütünün yanına tamamlayıcı gıdalara geçiyoruz. 1 yaşına kadar bebeğin beslenmesinde ana besin anne sütüdür. Diğer ek besinler sadece çeşitli gıdalarla bebeği tanıştırmak tattırmak amaçlı verilmektedir. 

BEBEĞİNİZE BU BESİNLERİ VERMEYİN!

Ek gıdaya geçişte anneler mutlaka sakin olmalı acele etmemeli önce bir tatlı kaşığı ile tadımlık başlıyoruz. Sonra yavaş yavaş artırıyoruz. Çeşitli gıdaları 1 yaşına kadar bebeğimizle tanıştırmalıyız. Yalnız bir yaşına kadar bebeğimize tuz şeker bal yumurta beyazı bunları vermiyoruz. Bir yaşından sonra tuz ve şekeri az miktarda kullanıyoruz. Bebeğinizi güle güle büyütmenizi diliyoruz. ” diyerek sözlerine son verdi.

Continue Reading

Sağlık

Reflü hastalığı kanser nedeni

Büyük Anadolu Hastaneleri İç Hastalıkları (Dahiliye) Uzmanı Uzm. Dr. Berna Güzel, “Reflü hastalığı sonucunda yemek borusu (özafagus) hasarlanıp barrett hastalığı ve bunun sonucunda yemek borusu kanseri gelişebilmektedir.” dedi.

Published

on

Reflü olarak da adlandırılan gastroözofagial reflü hastalığı, mide içeriği hastanın yemek borusuna veya ağzına geri döndüğünde ortaya çıkan bir sağlık sorunu olduğunu belirten Büyük Anadolu Hastaneleri İç Hastalıkları (Dahiliye) Uzmanı Uzm. Dr. Berna Güzel, “Reflü hastalığı mide içeriğinin (mide ve safra asidi gibi) yemek borusuna doğru geri kaçması sonucunda oluşur. Bu geri kaçışlar sonucunda yemek borusu (özafagus) hasarlanıp barret hastalığı ve bunun sonucunda yemek borusu kanseri gelişebilmektedir.

REFLÜ HASTALIĞININ BELİRTİLERİ

Reflü hastalığının göğüste yanma, sırta vuran ağrı, yenilen gıdaların ağıza geri gelmesi, ağız kokusu, boğaz ağrısı, sürekli öksürük gibi belirtiler vardır. Bu şikayetlere gelen  hasta mutlaka endoskopi ile değerlendirilip yemek borusundaki hasar tespit edilmelidir. 

Yemek borusundaki hasar (barret hastalığı) düzenli kontrol yapılmazsa özafagus (yemek borusu) kanseri ile sonuçlanabilmektedir. Yemek borusu kanseri geç belirti veren ve hızlı yayılan bir kanserdir. 

ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIYOR

Kilo kaybı, yutulan gıdaların geri gelmesi gibi şikayetlere çok önemlidir. Erken safhada tespit edilen kanser cerrahi ile tedavi edilebilmektedir. Bu şikayetler ile gelen hastalarda reflü dışı hastalıkların da değerlendirilmesi gerekmektedir. Göğüste ve midede yanma, ağrı şikayeti olan kişilerde kalp krizi, kalp zarı iltihabı (perikardit), myokardit (kalp kası iltihabı) tespit edilebilmektedir. Geç kalındığında kalp yetersizliği gelişip ölümcül olabilmektedir. Bu nedenle hastalıkların ayrımı, erken teşhisi ve kolay tedavisi için düzenli kontrol çok önemlidir.” diyerek sözlerine son verdi.

Continue Reading

Sağlık

Bafra Devlet Hastanesi çocuğunuzun gelişimini değerlendiriyor

Bafra Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Alaiddin DOMAÇ: “Çocuk Gelişimi Polikliniğinde, 0-18 yaşlar arasındaki normal gelişim gösteren, özel gereksinimi olan, korunmaya muhtaç ve risk altındaki çocukların Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanlarımızın yönlendirmesi ile zihinsel, dil, motor, sosyal ve duygusal gelişim alanlarını değerlendirebilen uygun programlar geliştirilip çocuk ve aileyi destekliyor, ilerleyecekleri yolda rehberlik ediyoruz.” dedi.

Published

on

Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı Özlem DEDE:’ Her çocuk özeldir ve her çocuğun gelişim süreçleri kendine özgüdür. 0-18 yaş çocuklar için dil ve konuşma bozukluğu, öğrenme güçlüğü, zihinsel engel, fiziksel yetersizlik, özel yetenek ve davranış bozukluğu olan çocuklara pedagojik danışmanlık yaparak; bebeklik dönemi gelişim takibi, özgül öğrenme güçlüğü, tuvalet eğitimi, kardeş kıskançlığı, alt ıslatma, parmak emme, öfke saldırganlık, tırnak yeme vb. konularda destek sağlamaktayız’. Dedi.

Hangi Testler Uygulanıyor?

Dede, ayrıca çocukların gelişimsel süreçlerini zihinsel sosyal ve duygusal olarak takip etmek amacıyla: Denver 2 Gelişimsel Tarama Testi, AGTE (Ankara Gelişimsel Tarama Testi), Metropolitan Testi, Artikülasyon Testi, Peabody, Porteus Labirentleri, Gesell Normları, Benton Görsel Bellek Testi, Bender Gestalt ve Cattel 2A Zeka Testlerini uygulayarak pedagojik değerlendirme yaptığını söyledi.

AGTE(Ankara gelişim Tarama Envanteri): 0-6 yaş çocukların gelişimi değerlendirilir.

DENVER 2 GELİŞİMSEL TARAMA TESTİ: 0-6 yaş arasındaki asemptomatik çocukların gelişimsel problemler açısından taramada, kuşkulu durumları objektif bir ölçütle doğrulamada ve gelişimsel risk altındaki çocukları izlemede kullanılan bir ölçüttür.

METROPOLİTAN: 5 yaş 6 ay ile 6 yaş arasındaki çocuklara uygulanabilen, çocuğun ilkokula hazır olup olmadığını ölçen bir okul olgunluk testidir.

ARTİKÜLASYON: Çocuğun hangi sesleri çıkarıp çıkaramadığı, seslerde atlama, eksiklik ve değiştirme olup olmadığının tespitinde kullanılan ölçüttür.

PEABODY RESİM KELİME EŞLEŞTİRME TESTİ: 3-11 yaş çocukların alıcı dil yaşının tespit edilebildiği, konuşma bozukluğu ve sözel ifadeye ışık tutan bir testtir.

PORTEUS LABİRENTLERİ: 8-14 yaş arası bireylere uygulanan testlerdir.

GESELL NORMLARI: 2-6 yaş arası çocukların görsel motor ve algı gelişiminin değerlendirildiği bir ölçüttür.

BENTON GÖRSEL BELLEK TESTİ: 8 yaş üstü bireylerin dikkat, algı ve bellek durumuna dair bilgi veren dikkat algı testidir.

BENDER GESTALT TESTİ: 5-11 yaş arası çocukların görsel motor becerilerini gösteren bir ölçüttür. CATTEL 2A ZEKA TESTİ: 7 yaş 6 ay ve 14 yaş arası çocuklara uygulanan zeka testidir.

Continue Reading

Trendler