Connect with us
30Agustos

Sağlık

Covid 19 geçirenlerin KBB şikayetleri artıyor!

Büyük Anadolu Hastaneleri Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Harun Küçük, Covid 19 hastalığını geçirenlerin sonrasında özellikle kulak burun boğaz alanında şikayetlerinin devam edebileceğine dikkat çekti.

Published

on

Büyük Anadolu Hastaneleri Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Harun Küçük, Covid 19 hastalığı geçirenlerin sonrasında kulak burun boğaz alanında oluşan şikayetler ile bilgilendirmelerde bulunarak tedavi süreçleri hakkında bilgiler verdi. 

KOKU VE TAT BOZUKLUĞU 

Dr. Öğr. Üyesi Harun Küçük, “Viral enfeksiyonlardan sonra koku duyusu kaybı olabilmektedir. Koku duyusu kaybı kendini tat bozukluğu ile seyreder ile çünkü vücudumuzda tadın alınması için koku duyusuna ihtiyaç vardır.

Yediğimiz yiyeceklerin tadıyla içindeki kokusu ile biz bunu ağzımıza aldığımız zaman çiğnemeye başladıktan sonra bunun kokusunu ve tadını alabilmekteyiz.  

Viral enfeksiyonların son dönemde artması ile beraber ve özellikle Covid 19 pandemisi sonrası çok sık karşılaştığımız bir durum olan koku duyusunda azalma ve buna bağlı olarak tat bozukluğudur.

Hastalarımız çok geniş yelpazede bu şikâyette başvurmaktadırlar. 

YÜZDE 70-80 DÜZELME

Çok hassas koku bozukluğundan çok ciddi Tat bozukluğuna kadar hatta Mevcut daha önce yediği yemeklerin tatlarındaki bozulmaya gidecek kadar hayat kalitelerini ciddi şekilde etkileyecek kadar Boyutlara varabilen şikâyetlerle sağlık kurumlarına başvurmaktadırlar. Kovid-19 pandemisi sonrası koku ve tat bozukluklarını çok sık görmeye başladık. 

Bu şikâyetleri olan için tek olarak özel tedavisi yok. Fakat şu ana kadar tüm viral enfeksiyonlara bağlı oluşan hastalıklardaki gibi tedavisinde steroid, halk arasında kortizon dediğimiz ilaçlar kullanmaktayız. 

Covid 19 a bağlı olarak koku ve tat bozukluklarında yine steroid tedavisine başladığımız zaman hastalarımız %70- %80 oranında bundan fayda görüyorlar ve şikâyet ve semptomlarında belirgin bir düzeyde düzelme gözleniyor.

TEDAVİ 6 AY SÜREBİLİR

Ama yüzde 20-30’luk bir hasta grubunda ise şikayet ve semptomlarda düzelme olmayabiliyor burada kanıtlanmış bir tedavisi yok bu durumda ise 6 aya kadar bekliyoruz çünkü virüse bağlı olarak sinir hasarları 6 ay içinde kendi kendine düzelmesini bekliyoruz 6 ay içinde bu hastalarımız da düzelme gözlemleniyor. Eğer 6 ay içinde herhangi şikayetler geçmiyor ise hastamız belli periyotlar içinde bu virüse bağlı olarak sinir hasarı buna bağlı olarak koku ve tat bozukluğu ile ömrünü bundan sonra geçirmesi gerekiyor. 

Hayat kalitesini düşürse de böyle yaşam sürmesi gerekiyor maalesef.

Covid 19 sonrası, viral enfeksiyonlarda Kulak Burun Boğaz Polikliniklerinde sık karşılaştığımız şikayetler ise işitme kaybıdır. Ani işitme kaybı hastanın bir kaç gün içinde belirgin bir şekilde tek kulağında bazen de her iki kulağında aniden oluşan bir işitme kaybıdır. 

BAŞ DÖNMESİ DE OLUŞUYOR

Ani işitme kaybı yaşayan hastalarımızın Covid-19 testlerinde pozitif vakalarda gördük. Bu durum da yine tedavisine hemen başlamaktayız. 

Yine covid 19 sonrası gördüğümüz şikayetlerinden biri de baş dönmesidir. 

Hastalarımız geçirdikleri covid 19 hastalığı sonrası en sık baş dönmesi şikayetlerinin olduğunu dile getirmektedir. 

Bu tip durumlarda covid 19 a neden olan virüsün dengeyi sağlayan sinir tarafında bir iltihaba neden olduğu için baş dönmesi oluşmaktadır. Bu durumunda belli bir tedavi süreci oluşmaktadır. Burada hastanın tedavi takibi hastalığın düzelmesi konusunda önemlidir” diyerek sözlerine son verdi.  

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Bebeklerde beslenme nasıl olmalıdır?

Büyük Anadolu Hastaneleri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Neşe Birinci, “Annenin bebeğine verebileceği en güzel, en büyük hediye anne sütüdür.” diyerek anne sütünün önemine dikkat çekti.

Published

on

Anne sütü bebeğinizin sağlıklı gelişmesi için eşsiz bir besin olduğunu ifade eden Büyük Anadolu Hastaneleri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Neşe Birinci, “Bebeğimizi ilk altı ay anne sütü ile besliyoruz. Anne sütüyle beslenmeye en az iki yaşına kadar devam ediyoruz. Çünkü annenin bebeğine verebileceği en güzel, en büyük hediye anne sütüdür. Bu nedenle bebeğimizi öncelikle anne sütüyle beslemeye devam ediyoruz. 6. ayından sonra ek gıdalara geçiyoruz. Öncesinde bazen Anneanneler, Babaanneler bebek ağlıyor diye aç olduklarını zannederek mamaya başlayabiliyorlar. Ama bizim için en önemli gösterge bebeğin tartı alımıdır. 

KİLO ALIMINA DİKKAT

Kilo alımı yeterli olan yani günde 20-30 gram kilo alan bebeklerin kilo alımı yeterli diyoruz ve anne sütü bebeğine yetiyor anlamına gelmektedir. Zaten her annenin sütü bebeğine, annede çok ciddi bir problem olmadığı sürece yeterlidir. 

Bebeğin 6. ayından sonra anne sütünün yanına tamamlayıcı gıdalara geçiyoruz. 1 yaşına kadar bebeğin beslenmesinde ana besin anne sütüdür. Diğer ek besinler sadece çeşitli gıdalarla bebeği tanıştırmak tattırmak amaçlı verilmektedir. 

BEBEĞİNİZE BU BESİNLERİ VERMEYİN!

Ek gıdaya geçişte anneler mutlaka sakin olmalı acele etmemeli önce bir tatlı kaşığı ile tadımlık başlıyoruz. Sonra yavaş yavaş artırıyoruz. Çeşitli gıdaları 1 yaşına kadar bebeğimizle tanıştırmalıyız. Yalnız bir yaşına kadar bebeğimize tuz şeker bal yumurta beyazı bunları vermiyoruz. Bir yaşından sonra tuz ve şekeri az miktarda kullanıyoruz. Bebeğinizi güle güle büyütmenizi diliyoruz. ” diyerek sözlerine son verdi.

Continue Reading

Sağlık

Reflü hastalığı kanser nedeni

Büyük Anadolu Hastaneleri İç Hastalıkları (Dahiliye) Uzmanı Uzm. Dr. Berna Güzel, “Reflü hastalığı sonucunda yemek borusu (özafagus) hasarlanıp barrett hastalığı ve bunun sonucunda yemek borusu kanseri gelişebilmektedir.” dedi.

Published

on

Reflü olarak da adlandırılan gastroözofagial reflü hastalığı, mide içeriği hastanın yemek borusuna veya ağzına geri döndüğünde ortaya çıkan bir sağlık sorunu olduğunu belirten Büyük Anadolu Hastaneleri İç Hastalıkları (Dahiliye) Uzmanı Uzm. Dr. Berna Güzel, “Reflü hastalığı mide içeriğinin (mide ve safra asidi gibi) yemek borusuna doğru geri kaçması sonucunda oluşur. Bu geri kaçışlar sonucunda yemek borusu (özafagus) hasarlanıp barret hastalığı ve bunun sonucunda yemek borusu kanseri gelişebilmektedir.

REFLÜ HASTALIĞININ BELİRTİLERİ

Reflü hastalığının göğüste yanma, sırta vuran ağrı, yenilen gıdaların ağıza geri gelmesi, ağız kokusu, boğaz ağrısı, sürekli öksürük gibi belirtiler vardır. Bu şikayetlere gelen  hasta mutlaka endoskopi ile değerlendirilip yemek borusundaki hasar tespit edilmelidir. 

Yemek borusundaki hasar (barret hastalığı) düzenli kontrol yapılmazsa özafagus (yemek borusu) kanseri ile sonuçlanabilmektedir. Yemek borusu kanseri geç belirti veren ve hızlı yayılan bir kanserdir. 

ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIYOR

Kilo kaybı, yutulan gıdaların geri gelmesi gibi şikayetlere çok önemlidir. Erken safhada tespit edilen kanser cerrahi ile tedavi edilebilmektedir. Bu şikayetler ile gelen hastalarda reflü dışı hastalıkların da değerlendirilmesi gerekmektedir. Göğüste ve midede yanma, ağrı şikayeti olan kişilerde kalp krizi, kalp zarı iltihabı (perikardit), myokardit (kalp kası iltihabı) tespit edilebilmektedir. Geç kalındığında kalp yetersizliği gelişip ölümcül olabilmektedir. Bu nedenle hastalıkların ayrımı, erken teşhisi ve kolay tedavisi için düzenli kontrol çok önemlidir.” diyerek sözlerine son verdi.

Continue Reading

Sağlık

Bafra Devlet Hastanesi çocuğunuzun gelişimini değerlendiriyor

Bafra Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Alaiddin DOMAÇ: “Çocuk Gelişimi Polikliniğinde, 0-18 yaşlar arasındaki normal gelişim gösteren, özel gereksinimi olan, korunmaya muhtaç ve risk altındaki çocukların Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanlarımızın yönlendirmesi ile zihinsel, dil, motor, sosyal ve duygusal gelişim alanlarını değerlendirebilen uygun programlar geliştirilip çocuk ve aileyi destekliyor, ilerleyecekleri yolda rehberlik ediyoruz.” dedi.

Published

on

Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı Özlem DEDE:’ Her çocuk özeldir ve her çocuğun gelişim süreçleri kendine özgüdür. 0-18 yaş çocuklar için dil ve konuşma bozukluğu, öğrenme güçlüğü, zihinsel engel, fiziksel yetersizlik, özel yetenek ve davranış bozukluğu olan çocuklara pedagojik danışmanlık yaparak; bebeklik dönemi gelişim takibi, özgül öğrenme güçlüğü, tuvalet eğitimi, kardeş kıskançlığı, alt ıslatma, parmak emme, öfke saldırganlık, tırnak yeme vb. konularda destek sağlamaktayız’. Dedi.

Hangi Testler Uygulanıyor?

Dede, ayrıca çocukların gelişimsel süreçlerini zihinsel sosyal ve duygusal olarak takip etmek amacıyla: Denver 2 Gelişimsel Tarama Testi, AGTE (Ankara Gelişimsel Tarama Testi), Metropolitan Testi, Artikülasyon Testi, Peabody, Porteus Labirentleri, Gesell Normları, Benton Görsel Bellek Testi, Bender Gestalt ve Cattel 2A Zeka Testlerini uygulayarak pedagojik değerlendirme yaptığını söyledi.

AGTE(Ankara gelişim Tarama Envanteri): 0-6 yaş çocukların gelişimi değerlendirilir.

DENVER 2 GELİŞİMSEL TARAMA TESTİ: 0-6 yaş arasındaki asemptomatik çocukların gelişimsel problemler açısından taramada, kuşkulu durumları objektif bir ölçütle doğrulamada ve gelişimsel risk altındaki çocukları izlemede kullanılan bir ölçüttür.

METROPOLİTAN: 5 yaş 6 ay ile 6 yaş arasındaki çocuklara uygulanabilen, çocuğun ilkokula hazır olup olmadığını ölçen bir okul olgunluk testidir.

ARTİKÜLASYON: Çocuğun hangi sesleri çıkarıp çıkaramadığı, seslerde atlama, eksiklik ve değiştirme olup olmadığının tespitinde kullanılan ölçüttür.

PEABODY RESİM KELİME EŞLEŞTİRME TESTİ: 3-11 yaş çocukların alıcı dil yaşının tespit edilebildiği, konuşma bozukluğu ve sözel ifadeye ışık tutan bir testtir.

PORTEUS LABİRENTLERİ: 8-14 yaş arası bireylere uygulanan testlerdir.

GESELL NORMLARI: 2-6 yaş arası çocukların görsel motor ve algı gelişiminin değerlendirildiği bir ölçüttür.

BENTON GÖRSEL BELLEK TESTİ: 8 yaş üstü bireylerin dikkat, algı ve bellek durumuna dair bilgi veren dikkat algı testidir.

BENDER GESTALT TESTİ: 5-11 yaş arası çocukların görsel motor becerilerini gösteren bir ölçüttür. CATTEL 2A ZEKA TESTİ: 7 yaş 6 ay ve 14 yaş arası çocuklara uygulanan zeka testidir.

Continue Reading

Trendler