Connect with us

Sağlık

Çocukluk Çağı Obezitesinin Neden olduğu Hastalıklar

Çocukluk Çağı Obezitesi konusunda aileleri uyaran Büyük Anadolu Hastaneleri Laparoskopik, Bariatik ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Muzaffer Al, obezitesi olan çocuklar da yüksek kan basıncı, düşük seviyelerde yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol ve yükselmiş trigliserid gibi diğer kardiyometabolik risk faktörleri oluşabileceğinden farklı sağlık sorunlarını ortaya çıkaracağını söyledi.

Published

on

Çocukluk çağı obezitesi, endokrin, gastrointestinal, pulmoner, kardiyovasküler ve kas-iskelet sistemleri dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere, vücuttaki hemen hemen her sistemi etkileyen komorbiditelerle ilişkilidir diyen Büyük Anadolu Hastaneleri Laparoskopik, Bariatik ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Muzaffer Al, “Tip 2 diyabet (T2DM), dislipidemi, obstrüktif uyku apnesi (OUA) ve steatohepatit gibi obezitesi olan gençlerde karşılaşılan komorbiditelerin çoğu, önceden “yetişkin” hastalıkları olarak kabul ediliyordu. Bu komorbiditelerin şiddeti normalde obezitenin şiddeti ile artmaktadır. 

KARDİYOMETABOLİK VE KARDİYOVASKÜLER ETKİLER

Obezitesi olan çocuklar hiperinsülinemi, insülin direnci, prediyabet ve ardından T2DM açısından yüksek risk altındadır. Prediyabet ve T2DM prevalansı, obezite şiddeti, ırk, etnik köken ve çocuğun yaşına göre değişmektedir. Ergenlik döneminde T2DM ile başvuranlar, glisemik kontrolün daha hızlı kötüleşmesine ve mikroalbüminüri, dislipidemi ve hipertansiyon gibi diyabetle ilişkili komplikasyonların ilerleyen yaşlarda ortaya çıkanlara kıyasla daha hızlı ilerlemesine sahip gibi görünmektedir. Obezitesi olan çocuklar ayrıca yüksek kan basıncı, düşük seviyelerde yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol ve yükselmiş trigliserid gibi diğer kardiyometabolik risk faktörlerinin yüksek sıklığına  sahiptir.  Ekokardiyografik bulgular arasında sol ventrikül hipertrofisi, artmış sol ventrikül ve sol atriyal çap ve sistolik ve diyastolik disfonksiyon yer almaktadır.

ENDOKRİN VE PULMONER ETKİSİ

Obezite, kızlarda erken cinsel olgunlaşma başlangıcı ve hızlandırılmış doğrusal büyüme ve ilerlemiş iskelet olgunlaşması ile ilişkilidir. Ergen kızların ayrıca hiperandrojenizm ve polikistik over sendromu geliştirme riski daha yüksektir. Polikistik oversendromunun belirtileri, adet düzensizlikleri, akne ve hirsutizm’dir. Obezitesi olan çocuklar, sağlıklı kilolu çocuklara göre önemli ölçüde daha yüksek Obstrüktif uyku apnesi sıklığına sahiptir.Vücut kitle indeksi arttıkça şiddeti artar. Şiddetli obezitesi olan çocuklarda, şiddetli oksijen desatürasyonu ile ilişkili alveolar hipoventilasyon da olabilir. Çocukluk çağı obezitesinin astım ile ilişkili olduğu da kanıtlanmıştır. 

GASTROİNTESTİNAL ETKİLER

Çocuklarda alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD), obezite ile güçlü bir şekilde ilişkilidir. NAFLD spektrumu basit steatozdan progresif steatohepatit ve siroza kadar değişebilir. Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı, şu anda çocuklarda karaciğer hastalığının en yaygın nedenidir. NAFLD’li hastaların çoğu asemptomatik olsa da, laboratuar anormallikleri arasında karaciğer transaminazları (alanin aminotransferaz ve aspartat aminotransferaz), alkalin fosfataz ve gama-glutamil transpeptidaz düzeylerinde yükselmeler yer almaktadır. Görüntüleme, ultrasonografide artmış ekojenite ile gösterilen yağlı karaciğer varlığını doğrulayabilir, ancak karaciğer biyopsisi basit steatoz, steatohepatit ve fibroz arasında güvenilir bir ayrım yapmanın tek yoludur ve ayrıca serum aminotransferaz düzeylerinin yükselmesinin diğer nedenlerini dışlamada yardımcı olmaktadır.

KAS VE İSKELET SİSTEMİNE EKSİKİ

Çocukluk çağı obezitesi, hareket kabiliyetinde bozulma, kırık sıklığının artması , alt ekstremite eklem ağrısı  dahil olmak üzere çeşitli kas-iskelet sistemi sorunları riskini artırmaktadır. Obezite aynı zamanda tek taraflı veya iki taraflı kaymış femur başı epifizi ve tibia vara için bir risk faktörüdür. 

PSİKOSOSYAL ETKİSİ

Çocukluk çağı obezitesinin psikososyal sonuçları yaygındır ve zayıf benlik saygısı, anksiyete, depresyon ve sağlıkla ilişkili azalmış yaşam kalitesini içermektedir. Obez çocukların zorbalık ve ayrımcılık kurbanı olma olasılığı daha yüksektir. Ergenlik döneminde obezitesi olan kadınların, normal kilolu akranlarına kıyasla daha düşük aile geliri, daha düşük evlilik oranları ve daha yüksek yoksulluk oranlarına sahip oldukları kaydedilmiştir. 

DERMATOLOJİK VE NÖROLOJİK ETKİLER

İnsülin direncinin bir göstergesi olan akantozis nigrikans, obezitesi olan çocuklarda sık görülen bir bulgudur. Diğer cilt anormallikleri arasında pişik, hidradenitis supurativa, fronküloz ve çatlaklar yer almaktadır.  Çocukluk çağı obezitesi, yüksek idiyopatik intrakraniyal hipertansiyon (psödotümör serebri) riski ile ilişkilidir. Klinik semptomlar arasında baş ağrısı, kusma, retro-oküler göz ağrısı ve görme kaybı yer almaktadır.

UZUN VADELİ RİSKLER

Obezitesi yetişkinliğe kadar devam eden çocuklarda Tip 2 diyabet, hipertansiyon, dislipidemi ve karotis-arter aterosklerozu riski, hiçbir zaman obeziteden etkilenmemiş yetişkinlere göre önemli ölçüde artmıştır. Çocukluk döneminde daha yüksek Vücut kitle indeksi, hem erkeklerde hem de kadınlarda yetişkinlik döneminde artan ölümcül olan ve olmayan kardiyovasküler  riski artırmaktadır.” diyerek sözlerine son verdi.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Bebeklerde beslenme nasıl olmalıdır?

Büyük Anadolu Hastaneleri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Neşe Birinci, “Annenin bebeğine verebileceği en güzel, en büyük hediye anne sütüdür.” diyerek anne sütünün önemine dikkat çekti.

Published

on

Anne sütü bebeğinizin sağlıklı gelişmesi için eşsiz bir besin olduğunu ifade eden Büyük Anadolu Hastaneleri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Neşe Birinci, “Bebeğimizi ilk altı ay anne sütü ile besliyoruz. Anne sütüyle beslenmeye en az iki yaşına kadar devam ediyoruz. Çünkü annenin bebeğine verebileceği en güzel, en büyük hediye anne sütüdür. Bu nedenle bebeğimizi öncelikle anne sütüyle beslemeye devam ediyoruz. 6. ayından sonra ek gıdalara geçiyoruz. Öncesinde bazen Anneanneler, Babaanneler bebek ağlıyor diye aç olduklarını zannederek mamaya başlayabiliyorlar. Ama bizim için en önemli gösterge bebeğin tartı alımıdır. 

KİLO ALIMINA DİKKAT

Kilo alımı yeterli olan yani günde 20-30 gram kilo alan bebeklerin kilo alımı yeterli diyoruz ve anne sütü bebeğine yetiyor anlamına gelmektedir. Zaten her annenin sütü bebeğine, annede çok ciddi bir problem olmadığı sürece yeterlidir. 

Bebeğin 6. ayından sonra anne sütünün yanına tamamlayıcı gıdalara geçiyoruz. 1 yaşına kadar bebeğin beslenmesinde ana besin anne sütüdür. Diğer ek besinler sadece çeşitli gıdalarla bebeği tanıştırmak tattırmak amaçlı verilmektedir. 

BEBEĞİNİZE BU BESİNLERİ VERMEYİN!

Ek gıdaya geçişte anneler mutlaka sakin olmalı acele etmemeli önce bir tatlı kaşığı ile tadımlık başlıyoruz. Sonra yavaş yavaş artırıyoruz. Çeşitli gıdaları 1 yaşına kadar bebeğimizle tanıştırmalıyız. Yalnız bir yaşına kadar bebeğimize tuz şeker bal yumurta beyazı bunları vermiyoruz. Bir yaşından sonra tuz ve şekeri az miktarda kullanıyoruz. Bebeğinizi güle güle büyütmenizi diliyoruz. ” diyerek sözlerine son verdi.

Continue Reading

Sağlık

Reflü hastalığı kanser nedeni

Büyük Anadolu Hastaneleri İç Hastalıkları (Dahiliye) Uzmanı Uzm. Dr. Berna Güzel, “Reflü hastalığı sonucunda yemek borusu (özafagus) hasarlanıp barrett hastalığı ve bunun sonucunda yemek borusu kanseri gelişebilmektedir.” dedi.

Published

on

Reflü olarak da adlandırılan gastroözofagial reflü hastalığı, mide içeriği hastanın yemek borusuna veya ağzına geri döndüğünde ortaya çıkan bir sağlık sorunu olduğunu belirten Büyük Anadolu Hastaneleri İç Hastalıkları (Dahiliye) Uzmanı Uzm. Dr. Berna Güzel, “Reflü hastalığı mide içeriğinin (mide ve safra asidi gibi) yemek borusuna doğru geri kaçması sonucunda oluşur. Bu geri kaçışlar sonucunda yemek borusu (özafagus) hasarlanıp barret hastalığı ve bunun sonucunda yemek borusu kanseri gelişebilmektedir.

REFLÜ HASTALIĞININ BELİRTİLERİ

Reflü hastalığının göğüste yanma, sırta vuran ağrı, yenilen gıdaların ağıza geri gelmesi, ağız kokusu, boğaz ağrısı, sürekli öksürük gibi belirtiler vardır. Bu şikayetlere gelen  hasta mutlaka endoskopi ile değerlendirilip yemek borusundaki hasar tespit edilmelidir. 

Yemek borusundaki hasar (barret hastalığı) düzenli kontrol yapılmazsa özafagus (yemek borusu) kanseri ile sonuçlanabilmektedir. Yemek borusu kanseri geç belirti veren ve hızlı yayılan bir kanserdir. 

ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIYOR

Kilo kaybı, yutulan gıdaların geri gelmesi gibi şikayetlere çok önemlidir. Erken safhada tespit edilen kanser cerrahi ile tedavi edilebilmektedir. Bu şikayetler ile gelen hastalarda reflü dışı hastalıkların da değerlendirilmesi gerekmektedir. Göğüste ve midede yanma, ağrı şikayeti olan kişilerde kalp krizi, kalp zarı iltihabı (perikardit), myokardit (kalp kası iltihabı) tespit edilebilmektedir. Geç kalındığında kalp yetersizliği gelişip ölümcül olabilmektedir. Bu nedenle hastalıkların ayrımı, erken teşhisi ve kolay tedavisi için düzenli kontrol çok önemlidir.” diyerek sözlerine son verdi.

Continue Reading

Sağlık

Bafra Devlet Hastanesi çocuğunuzun gelişimini değerlendiriyor

Bafra Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Alaiddin DOMAÇ: “Çocuk Gelişimi Polikliniğinde, 0-18 yaşlar arasındaki normal gelişim gösteren, özel gereksinimi olan, korunmaya muhtaç ve risk altındaki çocukların Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanlarımızın yönlendirmesi ile zihinsel, dil, motor, sosyal ve duygusal gelişim alanlarını değerlendirebilen uygun programlar geliştirilip çocuk ve aileyi destekliyor, ilerleyecekleri yolda rehberlik ediyoruz.” dedi.

Published

on

Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı Özlem DEDE:’ Her çocuk özeldir ve her çocuğun gelişim süreçleri kendine özgüdür. 0-18 yaş çocuklar için dil ve konuşma bozukluğu, öğrenme güçlüğü, zihinsel engel, fiziksel yetersizlik, özel yetenek ve davranış bozukluğu olan çocuklara pedagojik danışmanlık yaparak; bebeklik dönemi gelişim takibi, özgül öğrenme güçlüğü, tuvalet eğitimi, kardeş kıskançlığı, alt ıslatma, parmak emme, öfke saldırganlık, tırnak yeme vb. konularda destek sağlamaktayız’. Dedi.

Hangi Testler Uygulanıyor?

Dede, ayrıca çocukların gelişimsel süreçlerini zihinsel sosyal ve duygusal olarak takip etmek amacıyla: Denver 2 Gelişimsel Tarama Testi, AGTE (Ankara Gelişimsel Tarama Testi), Metropolitan Testi, Artikülasyon Testi, Peabody, Porteus Labirentleri, Gesell Normları, Benton Görsel Bellek Testi, Bender Gestalt ve Cattel 2A Zeka Testlerini uygulayarak pedagojik değerlendirme yaptığını söyledi.

AGTE(Ankara gelişim Tarama Envanteri): 0-6 yaş çocukların gelişimi değerlendirilir.

DENVER 2 GELİŞİMSEL TARAMA TESTİ: 0-6 yaş arasındaki asemptomatik çocukların gelişimsel problemler açısından taramada, kuşkulu durumları objektif bir ölçütle doğrulamada ve gelişimsel risk altındaki çocukları izlemede kullanılan bir ölçüttür.

METROPOLİTAN: 5 yaş 6 ay ile 6 yaş arasındaki çocuklara uygulanabilen, çocuğun ilkokula hazır olup olmadığını ölçen bir okul olgunluk testidir.

ARTİKÜLASYON: Çocuğun hangi sesleri çıkarıp çıkaramadığı, seslerde atlama, eksiklik ve değiştirme olup olmadığının tespitinde kullanılan ölçüttür.

PEABODY RESİM KELİME EŞLEŞTİRME TESTİ: 3-11 yaş çocukların alıcı dil yaşının tespit edilebildiği, konuşma bozukluğu ve sözel ifadeye ışık tutan bir testtir.

PORTEUS LABİRENTLERİ: 8-14 yaş arası bireylere uygulanan testlerdir.

GESELL NORMLARI: 2-6 yaş arası çocukların görsel motor ve algı gelişiminin değerlendirildiği bir ölçüttür.

BENTON GÖRSEL BELLEK TESTİ: 8 yaş üstü bireylerin dikkat, algı ve bellek durumuna dair bilgi veren dikkat algı testidir.

BENDER GESTALT TESTİ: 5-11 yaş arası çocukların görsel motor becerilerini gösteren bir ölçüttür. CATTEL 2A ZEKA TESTİ: 7 yaş 6 ay ve 14 yaş arası çocuklara uygulanan zeka testidir.

Continue Reading

Trendler