Connect with us
30Agustos

Sağlık

Bel ve boyun fıtığı nedir, tedavisi nasıl yapılır?

Büyük Anadolu Hastaneleri Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Karkucak, özellikle ağır ve masa başı işlerinde çalışanların büyük bölümünün fıtıkla tanıştığına dikkat çekerek, bel ve boyun fıtıklarının tedavisinin ertelenmesinin ciddi sorunlara yol açabileceğini söyledi.

Published

on

Bel ve boyun fıtığıyla ilgili tedavinin ertelenmesinin sinirlerde kalıcı hasarlara yol açabileceğini, bu durumda hastaların felç riskiyle karşılaşma riskinin doğacağını belirten Büyük Anadolu Hastaneleri Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Karkucak, bel ve boyun fıtığı hakkında önemli bilgiler verdi.

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Karkucak, “Bel fıtıklarında klinik ağırlıklı olarak ağrı, uyuşma, karıncalanma şikayetleri ile başlar. Etkilediği sinir köküne göre bulgu verir, belden bacağa veya her iki bacağa yayılan ağrı şeklinde olabilir. Nörolojik defisit dediğimiz güç kaybı ile olabilmektedir. Bel fıtığın tedavisi beyin cerrahisi açısından mikro cerrahi şeklinde bel fıtığı ameliyatları, dar kanal ameliyatlarında açık cerrahi şeklinde yapılmaktadır. Dar kanalda ağrının dışında beraberinde yürüme zorluğu, nörolojik radikasyo denilen yürüyüp dinlenme ihtiyacı ve yukarıdan aşağı hastanın tarifi ile ‘bir şey beni aşağı doğru çekiyor’ gidemiyorum, durmak zorunda kalıyorum diye anlatılmaktadır. Cerrahi tedaviden sonra yüzde yüz fayda görürler, cerrahi tedavi altın standarttır.

Cerrahi Tedavi Süreci Nasıl Olur ?

Bel fıtığı ameliyatlarında cerrahi tedavi olarak mikro tedavi uygulaması ile yapıyoruz ortalama 30- 40 dakika süren bir ameliyattır. Hasta ertesi gün mobilize oluyor. Ameliyattan 4 saat sonra rejimine alıyor ve bir gün sonra da taburcu ediliyor. Dar kanal cerrahisinde Omurilik daralması cerrahisinde yaklaşık ameliyat bir buçuk saat sürmekte ve açık cerrahi uygulanmaktadır. Bel bölgesinde hareket yoksa bozulma yoksa enstrümante yani halk arasında platin takılmıyor. Ama B bölgesinde intabilesi varsa yani o bölge oynuyor, daha sonra mükerrer problemlere neden olabilecek bir süreç varsa ona göre cerrahi esnada karar verilen enstrümantasyon ameliyatı yapılmaktadır.

Bu ameliyattan sonra 4-5 saat sonra hasta rejimine alıyor ertesi gün korse ile mobilize edilerek kaldırılıyor bir iki gün hastanede kaldıktan sonra taburcu edilmektedir.

Boyun fıtığı nedir ve tedavisi nasıl yapılır?

Boyun fıtıkları genellikle ani boyunda tutulma şekli ile başlar. Kollarda ağrı, uyuşma, karıncalanma etkilediği sinir kökünü etkilemekte ve belirli alanlarda da güç kaybına neden olabilmektedir. Boyun fıtığı cerrahisi yaklaşık tek seri boyun fıtığı ise yaklaşık yarım saatlik bir ameliyattır ve mikrocerrahi yöntemi ile gerçekleşmektedir. Hasta ertesi gün mobilize edilir ameliyattan sonra 6-8 saat rejimi verilebilir, boyunluk ile takip edilir. Ameliyat sonrası içinde 15-20 gün boyunluk ile takibi yapılır. Cerrahi riski, ameliyat riski yüzde birdir.

Boyun Fıtığı ameliyatı sonrası hasta hayatına nasıl devam eder?

Boyun fıtığı ameliyatlarından sonra hastalar ortalama 1 ay kadar ani boyun hareketlerini çok önerilmemektedir. Hastanın yaşı da önemli olmakla beraber, fiziki durumu ve bağ dokusu da çok önemlidir. Hastalar 1 ay kadar boyun hareketlerinde belirli kısıtlama yapmalıdır.

Bel fıtığı ameliyatı sonrası hasta hayatına nasıl devam eder ?

Bel fıtığı olan hastalar yaklaşık 1 ay kadar eğilip, bükülme süreçleri araç kullanma, koşu, spor gibi durumları kısıtlanmaktadır. Bel fıtığı ve dar kanal ameliyatlarında 2 aylık bir süreden sonra yüzme sporu bile yapılabilmektedir.” Diyerek sözlerine son verdi.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Kepçe kulak sorunu çocukların psikolojisini etkiliyor

Büyük Anadolu Hastaneleri KBB ve Baş-Boyun Cerrahisi Dr. Öğr. Üyesi Harun Küçük, çocuklarda travmalara ve özgüven problemlerine neden olan kepçe kulak sorunun tedavisinin mümkün olduğunu söyledi.

Published

on

Halk arasında kepçe kulak olarak anılan dış kulak deformitesi en sık görülen kulak şekil bozukluğu olduğunu belirten Büyük Anadolu Hastaneleri KBB ve Baş-Boyun Cerrahisi Dr. Öğr. Üyesi Harun Küçük, “Kepçe kulak sorunu çocuklarda sıklıkla görülen problemlerden birisidir. Kepçe kulak, kulak ile kafa arasındaki açının normalden daha fazla olmasından kaynaklanır. Sağlık açısından herhangi bir problem oluşturmuyor fakat sosyal çevrede çok ciddi sorunlar oluşturabiliyor. Özellikle çocuklar arasında bu problem farkında olmadan çocukları kırabiliyor, incitebiliyor. Bu da psikolojik olarak çocukta sorunlar oluşturabiliyor. 

ÖZGÜVEN PROBLEMİ OLUŞTURUYOR

Kepçe kulak görünümü özellikle okul çağındaki çocuklarda travmalara ve özgüven problemleri oluşturabiliyor. 

Psikolojik değişim ve gelişimin yaşandığı çağlarda estetik görünüm, çocuklar için büyük bir sosyal sorun olarak karşısına çıkıyor. Bu sorunu yaşayan çocuklar arkadaşları tarafından belli bir dönem alay konusu olmakta, çocuğun psikolojisinde telafisi zor kalıcı izlerin oluşmasına neden olmaktadır. Kepçe kulak sorununun tedavisi cerrahidir. Aileler çocukların büyüdükçe kepçe kulak sorununun ortadan kalkabileceğini düşünse de tıbbi destek almaları gerekmektedir.” diyerek sözlerine son verdi.  

Continue Reading

Sağlık

Diyabette düzenli kontrol çok önemli

Büyük Anadolu Hastaneleri İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Berna Güzel, “Diyabet, böbrek yetmezliği, görme bozuklukları gibi değişik sağlık sorunlarına yol açabilir ve kansere neden olabilir. Sürekli susamak ve sık sık idrara çıkmak diyabette çok sık görülen belirtilerdir.” diyerek erken teşhis ve tedavinin önemine dikkat çekti.

Published

on

iyabet (şeker hastalığı), ölümcül olabilecek birçok hastalığın oluşumunda birinci sırada olan ve çok yaygın olarak görülen bir hastalık türü olduğunu belirten Büyük Anadolu Hastaneleri İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Berna Güzel, “Diyabet yani Şeker hastalığı; tıptaki adı ile Diabetes Mellitus kan şekerinin yükselmesi, idrarda şeker çıkması ile giden organlarda hasara yol açan bir hastalıktır. Araştırmalara göre, Türkiye’de 20 yaş üzeri kişilerin %13,7’sinde diyabet bulunmaktadır. Sürekli susamak ve sık sık idrara çıkmak diyabette çok sık görülen belirtilerdir. Bu belirtiler pankreasın yetersiz insülin üretmesinden ya da vücut dokularının insülin etkisine direncinden veya ikisinin bileşiminden kaynaklanır.

İki tip diyabet vardır. Tip 1 diyabet, otoimmün bir hastalıktır yani vücut, pankreasın beta hücrelerine nedeni bilinmeyen bir şekilde sanki yabancı bir dokuymuşcasına onları hedef alarak saldırır ve beta hücrelerini yok eder. Sonuç olarak vücutta insülin eksikliği ortaya çıkar ve kan şekeri yükselir. Tip1 diyabette insülin salgısı hiç yoktur veya yok denecek kadar az olduğundan tedavisinde mutlaka insülin kullanılır. Tip 1 diyabetin belirtileri hızla ortaya çıkar ve insülin başlanmazsa ciddi sonuçlar oluşturabilir. 

Tip 2 diyabette ise vücutta insülin direnci vardır, zamanla insülin salgı bozukluğu da gelişir.

Tip 2 diyabet en sık görülen tip olup tüm diyabetlilerin %90-95’ini oluşturur. Tedavisinde her zaman insülin gerekmeyebilir.Tip 2 diabet erken teşhis edilirse beslenme tedavisi ve egzersizin yanısıra ağızdan şeker düşürücü ilaçlarla tedavi edilebilirken, ilerleyen dönemde insülin kullanılması gerekebilir. Bu anlamda diyabet, kontrolsüz tansiyon yüksekliği, kolestrol yüksekliği, troid hastalıkları, damar yapısını bozup kalp krizi, beyin damar tıkanıklığı ile sonuçlanabilir.

Kontrolsüz diyabet ile böbrek yetmezliği, görme bozuklukları gibi çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir ve kansere neden olabilir.  Bu nedenle birçok hastalığın erken teşhisi ve kolay tedavisi için düzenli kontrol yaptırmak çok önemlidir.” diyerek sözlerine son verdi.

Continue Reading

Sağlık

İdrar yolu enfeksiyonu tedavisinde geç kalmayın

Büyük Anadolu Hastaneleri Üroloji Uzmanı Op. Dr. Bülent Çelik “İdrar yolu enfeksiyonunda altta yatan pek çok neden bulunmaktadır. İdrar yolu enfeksiyonunun tedavisi için öncelikle şikâyetiniz ile ilgili uzman bir doktora başvurmanız gerekmektedir” dedi.

Published

on

Genç, yaşlı, kadın, erkek herkesin hayat boyu en az bir defa yaşadığı rahatsızlıklardan biri olan idrar yolu enfeksiyonu hakkında bilgiler veren Büyük Anadolu Hastaneleri Üroloji Uzmanı Op. Dr. Bülent Çelik, “İdrar yolu enfeksiyonu, böbrek, mesane, üreterler veya idrar kanallarında oluşan enfeksiyonlardır. Bazı hastalarda yakınma derecesinde belirtiler gösterirken bazı hastalar tarafından da diğer rahatsızlıklarla karıştırılabilecek semptomları bulunmaktadır. Bulantı, kusma, yorgunluk, karnın alt bölgesinde yaşanan ağrı, sürekli idrar yapma isteği olmasına rağmen az miktarda yapılan idrar sayılabilir. Bu rahatsızlık sıklıkla kadınlarda görülmektedir.

BELİRTİLERİ NELERDİR

İdrar yolu enfeksiyonunun en yaygın belirtileri, idrar esnasında veya sonrasında meydana gelen ağrı ve yanma hissidir.

İdrara çok sık şekilde çıkmak da enfeksiyon belirtisi sayılabilir. Eğer enfeksiyon gelişir ve önlem alınmazsa kişide ateş, idrarda koyu renk ya da kan bile görülebilir, kötü koku da enfeksiyonun habercisi olabilir. Hayat kalitesini düşüren bu sağlık sorunu kişinin günlük yaşamını da olumsuz etkilemektedir.

TEDAVİ İÇİN GEÇ KALMAYIN

Yukarıda belirtmiş olduğumuz belirtilerin birini ya da bir kaçını yaşayanlar mutlaka bir uzman doktora başvurmaları büyük önem taşır. İdrar yolu enfeksiyonunun tedavisine başlamadan önce ilk olarak idrar tahlili yapılmaktadır. İdrar tahlili, hekimin kapsamlı bir analiz elde etmesini sağlayacaktır. Hastanın duruma göre bu tetkikler ultrason, bilgisayarlı tomografi ya da sistoskopi olabilir. Tüm bu tetkiklerin sonucunda tedavi yöntemine başlanmaktadır” diyerek sözlerine son verdi.

Continue Reading

Trendler