Connect with us
30Agustos

Sağlık

Anne adaylarına “Hoş geldin bebek” tavsiyeleri

Büyük Anadolu Hastaneleri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Serdar Pop, anne adaylarının bebeklerini kucaklarını aldıktan sonraki süreçte yapmaları gerekenler konusunda tavsiyelerde bulundu.

Published

on

Anne adayı bebeğini kucağını aldıktan sonra ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda doğal bir süreç işler ve ihtiyaçlarına cevap alabilen anne ve bebekte daha huzurlu ve sağlıklı olur diyen Büyük Anadolu Hastaneleri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Serdar Pop, sözlerine şöyle devam etti: “Bebeğinize kavuştuğunuz bu saatlerde, sizlerin yanında olmaktan mutluluk duyuyoruz. Şimdi çok daha güzel bir süreç sizleri bekliyor. Aynı zamanda tatlı bir telaş kapınızı çalmış durumda.

Bu tatlı telaşlı günlerinizde de sizin yanınızda olacağız.
1) Günde 3 litre su içmeyi unutmayın.
2) Günlük 3 öğün yemek yiyin. Bebeğiniz 6 aylık oluncaya kadar diyet yapmayın ve oruç tutmayın.
3) Bebeğinizi en fazla 3 saatte bir emzirmeye çalışın. Bu konuda emzirme danışmanlarımız size her fırsatta yardımcı olacaktır. Sütünüzün artmasında ve oksitosin yani süt hormonun salgılanmasında en önemli durumlardan biri annenin bebeğini emzirmesidir. Bebeğinizle ten tene teması arttırmak da sütünüzün artmasını sağlar.
4) Sütünüz az gelebilir ve il günlerde hiç gelmeyebilir. Bu durumlarda eğer mama verilecekse biberonla verilmesini önermiyoruz. Mamayı bebeğinize şırınga, çay kaşığı veya beslenme sondası yardımıyla verebilirsiniz.
5) Bebeğinizin günlük 5 veya 6 kez idrarlı bezinin olması doyduğunun işaretidir. Bu sayıdan daha az idrar yapıyor veya bezinde kırmızı turuncu renk görüyorsanız bir çocuk hekimi muayenesine götürmeniz gerekmektedir.
6) Her emzirme sonrası bebeğinizin gazını çıkarmayı unutmayın.  
7) Bebeğiniz ilk günlerde sararabilir. Sarardığını anlamak için turuncu sarı ve fıstık yeşili renkler giydirilmemeli ve sarı bez örtülmemelidir. Sarılık önce gözlerden başlar ve en son gözlerden kaybolur. Bu sebeple gözlerinde sarılık olması sizi korkutmasın.
8)Bebeğinize doğduğu günden itibaren d vitamini kullanmaya başlayabilirsiniz.
9) Bebeğiniz doğduktan 24-48 saat sonra ilk banyosunu yaptırabilirsiniz.(İşitme testi hastaneden çıkmadan yapılmadıysa testin yapılması beklenmelidir.)
10) Banyo yaptırdıktan sonra göbek kordonunu kuru tutmaya devam edin. Göbek kordonunu kuru tutmanız bakım için yeterlidir.
11)Hastaneden çıkmadan önce mümkünse İşitme testi yapılacaktır. Eğer işitme testi yapılmayacaksa ilk muayene günü doktorunuz işitme testini yaptıracaktır.
12)Hastaneden çıktıktan 3 gün sonra çocuk hekiminize muayene için başvurun. İlk muayenenize göre çocuk hekiminiz muayene gününüzü belirleyecektir. Bunun dışında 15. Gün 1. 2. 3. 4. 5. 6. 8. 10 aylarda ve 1 yaşında çocuğunuzu rutin sağlıklı çocuk muayenesine getirmeyi unutmayın.
13)Bebeğinizin ilk 3 ayında bir kez göz hekimi tarafından muayene edilmesi gerekir.
14) Bebeğinize birinci ve ikinci ay civarı bir kez kalça ultrasonu yapılması gerekir.
15) Dördüncü ayından itibaren bebeğinize kan/demir ilacı başlanacaktır
16) Rotavirus aşısı ve menenjit asisini doktor kontrolleriniz sırasında hekiminiz size hatırlatacaktır. Rotavirus aşısının ilk dozunun bebeğiniz 105 günlük olmadan yapılması gerekmektedir.
17) Bebeğinizin banyosunu yaptırırken bebeğinize uygun bir cilt ve saç şampuanı kullanmanız önemlidir.
18) Bebeğinizin cildi hassas olduğu için banyo sonrası nemlendirici veya bitkisel yağlardan badem veya Hindistan cevizi yağını kullanabilirsiniz. Hazır bebek yağları ter bezlerini kapadığından çok önermiyoruz.” diyerek sözlerine son verdi.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Kepçe kulak sorunu çocukların psikolojisini etkiliyor

Büyük Anadolu Hastaneleri KBB ve Baş-Boyun Cerrahisi Dr. Öğr. Üyesi Harun Küçük, çocuklarda travmalara ve özgüven problemlerine neden olan kepçe kulak sorunun tedavisinin mümkün olduğunu söyledi.

Published

on

Halk arasında kepçe kulak olarak anılan dış kulak deformitesi en sık görülen kulak şekil bozukluğu olduğunu belirten Büyük Anadolu Hastaneleri KBB ve Baş-Boyun Cerrahisi Dr. Öğr. Üyesi Harun Küçük, “Kepçe kulak sorunu çocuklarda sıklıkla görülen problemlerden birisidir. Kepçe kulak, kulak ile kafa arasındaki açının normalden daha fazla olmasından kaynaklanır. Sağlık açısından herhangi bir problem oluşturmuyor fakat sosyal çevrede çok ciddi sorunlar oluşturabiliyor. Özellikle çocuklar arasında bu problem farkında olmadan çocukları kırabiliyor, incitebiliyor. Bu da psikolojik olarak çocukta sorunlar oluşturabiliyor. 

ÖZGÜVEN PROBLEMİ OLUŞTURUYOR

Kepçe kulak görünümü özellikle okul çağındaki çocuklarda travmalara ve özgüven problemleri oluşturabiliyor. 

Psikolojik değişim ve gelişimin yaşandığı çağlarda estetik görünüm, çocuklar için büyük bir sosyal sorun olarak karşısına çıkıyor. Bu sorunu yaşayan çocuklar arkadaşları tarafından belli bir dönem alay konusu olmakta, çocuğun psikolojisinde telafisi zor kalıcı izlerin oluşmasına neden olmaktadır. Kepçe kulak sorununun tedavisi cerrahidir. Aileler çocukların büyüdükçe kepçe kulak sorununun ortadan kalkabileceğini düşünse de tıbbi destek almaları gerekmektedir.” diyerek sözlerine son verdi.  

Continue Reading

Sağlık

Diyabette düzenli kontrol çok önemli

Büyük Anadolu Hastaneleri İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Berna Güzel, “Diyabet, böbrek yetmezliği, görme bozuklukları gibi değişik sağlık sorunlarına yol açabilir ve kansere neden olabilir. Sürekli susamak ve sık sık idrara çıkmak diyabette çok sık görülen belirtilerdir.” diyerek erken teşhis ve tedavinin önemine dikkat çekti.

Published

on

iyabet (şeker hastalığı), ölümcül olabilecek birçok hastalığın oluşumunda birinci sırada olan ve çok yaygın olarak görülen bir hastalık türü olduğunu belirten Büyük Anadolu Hastaneleri İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Berna Güzel, “Diyabet yani Şeker hastalığı; tıptaki adı ile Diabetes Mellitus kan şekerinin yükselmesi, idrarda şeker çıkması ile giden organlarda hasara yol açan bir hastalıktır. Araştırmalara göre, Türkiye’de 20 yaş üzeri kişilerin %13,7’sinde diyabet bulunmaktadır. Sürekli susamak ve sık sık idrara çıkmak diyabette çok sık görülen belirtilerdir. Bu belirtiler pankreasın yetersiz insülin üretmesinden ya da vücut dokularının insülin etkisine direncinden veya ikisinin bileşiminden kaynaklanır.

İki tip diyabet vardır. Tip 1 diyabet, otoimmün bir hastalıktır yani vücut, pankreasın beta hücrelerine nedeni bilinmeyen bir şekilde sanki yabancı bir dokuymuşcasına onları hedef alarak saldırır ve beta hücrelerini yok eder. Sonuç olarak vücutta insülin eksikliği ortaya çıkar ve kan şekeri yükselir. Tip1 diyabette insülin salgısı hiç yoktur veya yok denecek kadar az olduğundan tedavisinde mutlaka insülin kullanılır. Tip 1 diyabetin belirtileri hızla ortaya çıkar ve insülin başlanmazsa ciddi sonuçlar oluşturabilir. 

Tip 2 diyabette ise vücutta insülin direnci vardır, zamanla insülin salgı bozukluğu da gelişir.

Tip 2 diyabet en sık görülen tip olup tüm diyabetlilerin %90-95’ini oluşturur. Tedavisinde her zaman insülin gerekmeyebilir.Tip 2 diabet erken teşhis edilirse beslenme tedavisi ve egzersizin yanısıra ağızdan şeker düşürücü ilaçlarla tedavi edilebilirken, ilerleyen dönemde insülin kullanılması gerekebilir. Bu anlamda diyabet, kontrolsüz tansiyon yüksekliği, kolestrol yüksekliği, troid hastalıkları, damar yapısını bozup kalp krizi, beyin damar tıkanıklığı ile sonuçlanabilir.

Kontrolsüz diyabet ile böbrek yetmezliği, görme bozuklukları gibi çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir ve kansere neden olabilir.  Bu nedenle birçok hastalığın erken teşhisi ve kolay tedavisi için düzenli kontrol yaptırmak çok önemlidir.” diyerek sözlerine son verdi.

Continue Reading

Sağlık

İdrar yolu enfeksiyonu tedavisinde geç kalmayın

Büyük Anadolu Hastaneleri Üroloji Uzmanı Op. Dr. Bülent Çelik “İdrar yolu enfeksiyonunda altta yatan pek çok neden bulunmaktadır. İdrar yolu enfeksiyonunun tedavisi için öncelikle şikâyetiniz ile ilgili uzman bir doktora başvurmanız gerekmektedir” dedi.

Published

on

Genç, yaşlı, kadın, erkek herkesin hayat boyu en az bir defa yaşadığı rahatsızlıklardan biri olan idrar yolu enfeksiyonu hakkında bilgiler veren Büyük Anadolu Hastaneleri Üroloji Uzmanı Op. Dr. Bülent Çelik, “İdrar yolu enfeksiyonu, böbrek, mesane, üreterler veya idrar kanallarında oluşan enfeksiyonlardır. Bazı hastalarda yakınma derecesinde belirtiler gösterirken bazı hastalar tarafından da diğer rahatsızlıklarla karıştırılabilecek semptomları bulunmaktadır. Bulantı, kusma, yorgunluk, karnın alt bölgesinde yaşanan ağrı, sürekli idrar yapma isteği olmasına rağmen az miktarda yapılan idrar sayılabilir. Bu rahatsızlık sıklıkla kadınlarda görülmektedir.

BELİRTİLERİ NELERDİR

İdrar yolu enfeksiyonunun en yaygın belirtileri, idrar esnasında veya sonrasında meydana gelen ağrı ve yanma hissidir.

İdrara çok sık şekilde çıkmak da enfeksiyon belirtisi sayılabilir. Eğer enfeksiyon gelişir ve önlem alınmazsa kişide ateş, idrarda koyu renk ya da kan bile görülebilir, kötü koku da enfeksiyonun habercisi olabilir. Hayat kalitesini düşüren bu sağlık sorunu kişinin günlük yaşamını da olumsuz etkilemektedir.

TEDAVİ İÇİN GEÇ KALMAYIN

Yukarıda belirtmiş olduğumuz belirtilerin birini ya da bir kaçını yaşayanlar mutlaka bir uzman doktora başvurmaları büyük önem taşır. İdrar yolu enfeksiyonunun tedavisine başlamadan önce ilk olarak idrar tahlili yapılmaktadır. İdrar tahlili, hekimin kapsamlı bir analiz elde etmesini sağlayacaktır. Hastanın duruma göre bu tetkikler ultrason, bilgisayarlı tomografi ya da sistoskopi olabilir. Tüm bu tetkiklerin sonucunda tedavi yöntemine başlanmaktadır” diyerek sözlerine son verdi.

Continue Reading

Trendler